Yazılar
19 Mart 2009 12:42 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
migren
,
migren nasıl olusur
,
migren tedavisi
Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir
baş ağrısı tipidir. Tedavi edilmemiş sinüzit hastalığının migrene
dönüştüğü varsayılmaktadır.
Ataklar 4 saatten 72 saate kadar
değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamyle
normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden
"sadece bir baş ağrısı tipi" olarak görülen migren, artık başlı başına
bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.
Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin
normal aktivitelerini engelleyebilir; hem migren yakınması olan kişinin
hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı
ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir
yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet
baş ağrısına eşlik edebilir.
Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda 18.6 ve
erkeklerde 6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim
tarafından teşhis konulmamış olan migren hastası oranının kadın
hastalarda 59 a, erkeklerde ise 70 e ulaştığı gözlenmiştir.
Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece
karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı
aksatır. Oysa ki migren ilaçla tedavi edilebilir. Günümüzde migreni
önleyen ya da tedavi eden çok sayıda ilaç bulunmaktadır.
19 Mart 2009 11:57 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
atopik egzama
,
edinsel egzama
,
egzama belirtileri
,
egzamayı oluşturan etkenler
,
egzema
,
egzema tedavisi
,
kenarlı hebra egzaması
,
seboreli egzama
,
temas egzaması
egzama, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve deride kızarıklık,
şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok
psikosomatik nedenli deri hastalığı. Başlıca özelliği, kızarık deri
üzerinde beliren kabarcıklardır. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi
türleri vardır.
Egzama çeşitleri
Kenarlı hebra egzaması
Apış arasında ve uylukta görülen mantar hastalığı. Bir dermatofitondan
Epidermophyton floccosum, Tricadan rubrum, T. interdigatele ileri gelen
kenarlı egzamalar erkeklerde daha sık görülür. Kaba etin iç yüzeyinde,
kenarları grintili çıkıntılı, ortası daha soluk, kırmızı lekeler ortaya
çıkar. Lekeler bir yan da ya da iki yanda olur, kaşıntılıdır ve
kenarları kabarcıklarla sınırlıdır. Mantar ilaçlarıyla tedavi edilir.
Seboreli egzama
Seborenin görüldüğü bögelerde yerleşen kırmızı, pullu, yağlı görnümlü
lezyonları içeren deri hastalığı. Seboreli egzama, saçlı deride ve
bunun kenarlarında, alında seboreli kask, kaşların üzerinde ya da
aralarında, burun-yanak oluklarında, kulak arası girintilerde, kulak
yolunda, göğüs kemiğinin orta yerinde seboreli madalyon görülür. Bazı
egzamamsı egzamatit deri hastalıkları ile sınırları pek belirsizdir.
Tedaviden kolaylıkla sonuç alınabilir indirgenler özellikle yerel
kortikoitler fakat bu egzama tipi bir hastalıktan fazla bir durumu
belirtiğinden yinelemeler her zaman olasıdır.
Egzama en sık görülen deri hastalığıdır
Şekiller ne olursa olsun, üstderide dokusal bir birime her zaman
rastlanır: egzoseroz ve sponijoz süngerleşme. Maphigi mukoza
cisimcikleri oluşan sıvıyı emer, hücreleri birbirinden ayırır, sonra
desmoslarda hücreleri birleştiren bağları koparır ve üsderinin içinde
kabarcık oluşmasına yol açar.Böylece egzama birçok evreden
geçer:kızarıklık, kabarcıklanma, akıntı ve kabarcıklar kuruduktan sonra
parlaklık ve pullanma.
Fakat bu evrelerin hepsi birden bulunmayabilir, çoğu zaman bunlardan
biri üstün durumdadır. Egzama akut olabileceği gibi genellikle akıntılı
ve çok kaşıntılı süreğen de kronikleşme olabilir. o zaman daha çok
kızarıklık ve pullu, zaman zaman kabarcıklı ve değişik şiddetle
kaşıntılı.
Yer yer madeni para biçiminde olabileceği gibi yaygın da olabilir. Bazı yerleşim bölgeleri karakteristiktir.
Ellerde disidrozgörünümündedir. Memelerdeki egzama her zaman çift
taraflıdır ve çoğu zaman bir uyuz belirtisidir. Memede, bir yanda
egzamaya benzer bir deri hastalığı görüldüğünde Paget deri hastalığı
akla gelmelidir kanser hastalığı.
Genellikle iki tip egzama vardır:
Edinsel egzama
Edinsel egzama ya bir iç etmene karşı duyarlılıktan nispeten ender
rastlanır, çünkü iç etmenlerden doğan deri hastalığı çoğunlukla
kurdeşen biçiminde ortaya çıkar ya da bir dış etmene karşı
duyarlılıktan gelir.
Temas egzaması
Aslında ayrım kesin değildir, çünkü temas egzamasının ortaya çıkması
için genellikle önceden hazırlıklı bir bünye gerekir. Temas egzaması
genellikle meme çocuklarında görülen egzama tipidir. 3 aylığa doğru
ortaya çıkar ve ilk olarak yüzden başlar. Evrim belirsizdir. 2 ya da 7
yaşlarında kesin olarak iyileşebildiği gibi, büyük çocuklukta ve
yetişkinde yavaş yavaş süreğen hale de gelebilir. Bazen astım gibi
başka alrjik hastalıklar buna eşlik edebilir. Temas egzaması sayıca çok
fazladır ve çoğunlukla mesleklere bağlıdır.
Egzamayı oluşturan etkenler
Egzama, zamansız uygulanan bir ilaç yüzünden de ortaya çıkabilir
kükürt, civa, antihistaminikler, sülfamitler, penisilin, vb. ile
yapılmış tozlar ya da merhemler.
Ev kadınlarında görülen egzama el egzaması çamaşır suyundaki potasyum
bikromata, çeşitli çamaşır sularına, hatta lastik eldivenlere bağlıdır.
En sık görülen temas egzamalarından biri kozmetiklerden ve saç
boyasından para grubu ileri gelir. Güzellik müstahzarları, özellikle
kokulu oldukları zaman, sayısız yüz egzamalarına neden olabilirler.
Tırnak cilasının özel bir yeri vardır, tırnaklarda egzama yapmaz, ama
göz kapaklarında yapar.
Giysilerin yaptığı egzamalar genellikle kauçuktan ve sentetik
dokumalardan ileri gelir oysa, aslı nedeni boyadır, özellikle
siyah,mavi ve yeşil renkli boyalar, yoksa hep söylendiği gibi kumaş
değil. Boyundaki egzama çoğunlukla yüksek yakalı hırka giyilmesinden
ileri gelir. Ayak egzaması ayakkabıdan ileri gelebilir deri boya, cila
ya da yapıştırıcı. Madenler özellikle nikel bir temas egzamasına neden
olabilir saat bileziği, zincir vb.. Deri testleri bazen temas
egzamasının nedenini ortaya çıkarabilir.
Enfeksiyon egzamaları mikrop ya da mantar kökenlidir. Ama enfeksiyon mu
egzamaya neden olmuştur, yoksa enfeksiyon mikrop kapan egzamanın mı
sonucudur, kestirmek zordur.
Atopik Egzama
Atopik ekzema, atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik
ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdir. Genellikle ailesinde
astım, alerjik rinit gibi atopi alerji öyküsü bulunan kişilerde görülür.
Atopik dermatit sıklığı giderek artmakta olan bir deri hastalığıdir.
Günümüzde hemen hemen her 5 çocuktan birinde görüldügü belirtilmiştir.
Hastalık genellikle yaşamın ilk yılında ortaya çıkar ve yeni teşhis
konan olguların 50 si 12 aylıktan küçük bebeklerdir. Atopik dermatit
küçük çocuklarda daha sık görülen kronik bir hastalık olmasına karşın
her yaştan hastayı etkileyebilir. Atopik dermatit bulaşıcı değildir.
Tedavisi
Akut evrede eski ilaçlar halen değerini yitirmemiştir; ihlamur ile
ıslatmalar, suyla tutulmuş hamur ya da bezoini olmayan taze domuz
yağıyla hazırlanmış hamur kompresleri, ellerde önemli bir akıntı varsa
2 gümüş nitrat eriyiği sürme. Pullanma evresinde indirgenler ihtiyol,
katran kullanılır. Yerel kullanılan kortikoidler çok büyük yarar sağlar
kıllı bölge ya da kıvrımlarında losyonlar, ıslak bögelerde kremler,
kuru bölgelerde merhemler, ama yüzde, flüorlu olmayanları yalnız kısa
sürelerde ve çok büyük ihtiyatla kullanılmalıdır.
Genel tadavi, özgü olsun olmasın duyarsızlaştırmayı öngörür.
Antihistaminikler, özellikle kaşıntıya karşı çok yararlıdır. Genel
kortizon tedavisinde ağır olgularda başvurulur, tedavi kesildikten
sonra çoğunlukla hastalık yine tekrarlar. Bazı kaplıcalarda yapılan
banyolar yararlı olabilir.
19 Mart 2009 11:54 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
bel soğukluğu
,
bel soğukluğu korunma
,
bel soğukluğu tedavisi
,
neisseria gonorrhoeae belsoğukluğu belirtileri
Neisseria gonorrhoeae ya da Gonokok olarak
adlandırılan bakterinin neden olduğu İdrar yolları, rahim boynu, rektum
ve boğaz ya da göz konjonktiva mukozalarını etkileyen en sık
rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Halk arasında
belsoğukluğu hastalığı olarak da bilinmektedir...
Gonore ayrıca deri ve eklemleri de tutabilir,kadınlarda kısırlığa neden olabilir.
Belirtiler
Kadınlar: Büyük bölümünde herhangi bir belirti vermez.Kadının
hasta olduğu ancak ilişkide bulunduğu erkeğin teşhisi konduktan sonra
ortaya çıkar. Belirti veren kadınlarda, ilişkiden birkaç gün sonra
genellikle 7-21 gün idrar yollarının ağzından yeşilimtrak veya sarı
renkte kötü kokulu iltihabi bir akıntı olur.Akıntı çevresinde
kızarıklık ve şişlik oluşabilir.Sık ve ağrılı idrar yapma şikayeti
görülebilir. Erken dönemde tedavi edilmezse enfeksiyon geriye doğru
ilerler ve mesane, rahim boynu, rahim, tubalar, overler, genital bölge
çevresindeki bezler ve rektum enfekte olabilir. Cinsel ilişki esnasında
ağrılar oluşabilir.
Erkekler:Erkeklerde ilişkiden sonraki 2-7 gün içinde belirtiler
ortaya çıkar.İdrar yaparken hafif bir sızlama hissi ile başlar ve
giderek daha ağrılı bir hal alır. İdrar yollarının ağzından irinli
sarı- yeşil akıntı gelir.Aynı zamanda akıntının geldiği bölgede
kızarıklık ve şişlikte oluşabilir.İdrar yapma hissi oldukça sıktır
ancak az miktarda idrara çıkılır.
Enfekte kişi ile yapılan anal seks ile rektumda yine akıntı, ağrı,
kızarıklık gibi şikayetlerle ortaya çıkan rektum gonoresi
oluşabilir.Oral seks ile boğazda gonore enfeksiyonu oluşabilir.Ayrıca
salgıların göze bulaşması sonucu konjonktivit de oluşturabilir.Gonoreli
bir anne tarafından doğurulan çocukta da gözlerde kızarıklık ve
akıntıya neden olan konjunktivit oluşturabilir. Tedavi edilmemesi
halinde körlüğe kadar ilerleyebilir.
Uygun tedavi edilmediği takdirde hem kadın hem de erkekte kısırlığa
neden olabilir. Ayrıca gonoresi olan kadınlarda dış gebelik görülme
olasılığı artmıştır.
Tanı:
Akıntıdan alınacak örneğin mikroskop altında incelenerek ikropların
görülmesi ile veya kültürünün yapılması ile kolayca konulabilir.
Tedavi:
Doktorunuz tarafından verilecek uygun antibiyotiklerle enjaktabl veya
ağızdan tedavisi mümkündür.Eşlerin birlikte tedavi olması gereklidir.
Korunma:
Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve
güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.
13 Mart 2009 11:10 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
bitkiler
,
citlenbik
,
corek otu susam
,
defne yemişi
,
dut
,
faydalı meyveler
,
hus ağacı yaprağı
,
koca yemişler
,
sevkerak
,
yapıskan otu
,
şifa veren bitkilerin vucuda yararlı bitkiler
Bitkiler ve Sağlımıza Faydaları
Böbrekleri, karaciğeri,
dalağı zehirli ve zararlı maddelerden arındırır. Lenf kanseri dahil
olmak üzere, tüm lenf sistemi hastalıklarında kullanılmalıdır. Lenf
sistemindeki tıkanıklıkları açar ve zararlı maddelerden arındırır.
Dölyatağı hastalıklarında da kullanılabilir. Bitki çayı, çay içimi,
dıştan kompres ve yıkama biçiminde, deri hastalıklarına, yaralara
karşı kullanılabilir. Bitki, epilepsi (sarah) hisleri, Parkinson
hastalığı, sinirsel hastalıklar, idrar tutukluğu, kum ve taş
rahatsızlıklarında da önerilir. Her tür böbrek hastalığı ve böbrek
iltihabına karşı, yapışkanotu - altınbaşak eşit karışımının çay ile
kürsel uygulanmalıdır.
Yapışkan otunun kullanımı
Yapışkan otu çayı: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki,
orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve
5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Günle 2-5 bardak taze demlenmiş
çay, gargaralar eşliğinde soğutulmadan içilir.
Yapışkan otu
merhemi: İyice yıkanarak ince kıyılan nemli bitkinin özsuyu, mutfak
robotu kullanılarak elde edilir. Oda sıcaklığındaki tereyağı ile bitki
özsuyu iyece karıştırılır ve elde edilen merhem buzdolabında saklanır,
üzün süre dayanmaz, küflenir.
İltihaplara karşı huş ağacı
Yarım
veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış huş ağacı yaprağı, orta boy bir su
bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 10 dakika
demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir.
Bedendeki
sıvı birikimlerini (ödemleri), böbrekleri kesinlikle yormadan veya
tahriş etmeden çözebilir. İdrar kesesi iltihabına ve idrar yolları
iltihabına karşı etkiliciir. üzün süreli bitki çayı kullanımının
sonucunda, bedendeki ürik asit düzeyi aşağı çekilebilir. Romatizma,
gut ve artrit rahatsızlıklarına karşı da kullanılabilir.
Dut özellikleri
* Meyve,yaprak ve kabuklarından yararlanılan bu bitkinin ,yaklaşık 12 türü vardır.
* Hemen her bölgede ve ülkede yetişir.
Dut faydaları
* Kan yapıcı özelliği vardır. İştahı açar. Kilo aldırır.
* İdrarı söktürür. Mideyi güçlendirir.
* Kabız yapıcı özelliği vardır.
* Böbrekteki yağ oranını dengeler.
* Bağırsakların çalışmasını düzenler.
* Anjin hastalığının tedavisinde kullanılır.
Defne ağacı (defne yemişi) özellikleri
* Hemen hemen heryerde yetişen bu bitkinin birkaç türü vardır.
* Özellikle yabanisinden faydalanılır.
* Yaprakları dökülmeyen bu hoş kokulu bitkinin yine yemiş ve yapraklarından yararlanılır.
Defne ağacı (defne yemişi) faydaları
* Müzmin baş ağnlannı geçirir.
* Doğum zorluklarını giderir.
* Adet gecikmelerinde etkilidir.
* Romatizmal ağrıları dindirir.
* Mide iltihaplarını kurutur.
* Karaciğer hastalıklarına iyi gelir.
Çörek otu (çöre otu, siyah susam, şevkerak) özellikleri
* Yaz aylarında mavi ve yeşil renkte çiçekler açan çörek otu, yol kenarlarında ve ekin tarlalarında yetişir.
* Olgunlaştıktan sonra toplanan meyveleri, güneşte kuru tulmak suretiyle kullanılır.
* Bu tohumlar,ekmek ve çöreklere lezzet verici olarakda katılır.
Çörek otu (çöre otu, siyah susam, şevkerak) faydaları
* İştah açtığı gibi uyarıcı olarakta kullanılmaktadır.
* Süt ve idrar arttırıcı özelliğe sahiptir.
* Adet kanamalarını düzenler.
* Ayrıca yağı saç dökülmesine ve kepeğe karşı yavaşlatı cı olarak kullanılmaktadır.
* Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
Çitlenbik (melengiç) özellikleri
* Yaklaşık yetmiş çeşidi olan bu bitkinin meyvesinden ,yapraklarından, tohumundan ve sakızından yararlanılır.
Çitlenbik (melengiç) faydaları
* Ağız salyasının kesilmesini sağlar.
* Saçları koyulaştırrr. İdrarı söktürür.
* Midedeki müzmin ağrıları geçirir.
* Yaraları iyileştirici özelliği vardır.
* Dalak için çok yararlıdır. Öksürüğü keser.
* Ayak terlemesini önler. Şişmanlatıcı özelliği vardır.
* Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar.
Çilek (koca yemiş) özellikleri
* Saplar sürüngen olan bu bitkinin beyaz çiçekleri vardır, birçok türü bulunur.
* güzel kokuludur meyvesinden yararlanılır.
Çilek (koca yemiş) faydaları
* Mide ve bağırsak tembelliğini giderici özelliğe sahiptir
* Vücuda zindelik verir.
* Hastalıklara karşı bağışıklık kazandırır.
* Tansiyonu düşürür. Îdrarı söktürür.
* Bağırsak parazitlerinin dökülmesini sağlar.
* Safra hastalığının iyileşmesine yardımcı olur.
* Karaciğer yetmezliğine iyi gelir.
* Ateş düşürücü özelliği vardır. Cildi güzelleştirir.
* Diş taşlarının erimesinde yardımcı olur.
* Damar sertliğine iyi gelir. Mideyi kuvvetlendirir.
* Romatizmal hastalıklara iyi gelir.
13 Mart 2009 11:07 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
apse
,
apsenin belirtileri
,
apsenin tedavisi
,
diş apsesi
,
dişin curumesi
,
doldu
,
dıs iltihabı
Apse Nedir?
Bazı kişiler diş curumesi
ciddi bir sağlık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru
şekilde müdahale edilmediğinde, daha çok sorun yaratan bir hastalığa
yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin
verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemiğe yayılır. Bu abse olarak bilinir.
Eğer enfeksiyon kemiğe ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü
ve şişmiş doku ağrıya neden olabilir. Eğer kök ölürse, ağrı yok olacak,
ancak yavaş yavaş da bitişik kemiğe zarar verecektir. Enfeksiyonun bir
bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş
eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol
açabilir.
Apse Belirtileri
- Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde ağrı;
- Sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;
- çiğnerken ağrı;
- Boyunda şişmiş lenf düğümleri
- Ateş ve genel kırıklık.
Apse Teşhis
Eğer
dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir ağrı varsa, çiğnerken ağrı
duyuyorsanız ya da sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı
hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş
lenf düğümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.
Sızlayan
dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir
ve patlarken ağzınızda kötü tat ve koku bırakan yoğun bir sıvı
çıkarabilir. Aynı anda, ağrı büyük bir olasılıkla geçecektir. Eğer bu
semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal diş hekiminize
başvurun. Diş hekiminiz dişinizi muayene eder ve ne yapılması
gerektiğine karar verir.
Apsenin Tedavisi
Diş
hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir ağrı giderici alarak
apse ağrısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini doğrudan
dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. Ağzınızı saat başı
ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici
değildir.
Geçmişte,
apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar
altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş
hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.
İlk
adım olarak, diş hekiminiz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek
için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun
vücudunuzun diğer bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız
için ayrıca reçeteye ağrı giderici ilaçlar yazabilir.
Dişinizi
kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o
dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş
özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde
bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra eğer şişme
devam ediyorsa, diş hekiminiz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup
olmadığını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.
Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra
Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek
isteyecektir. Tekrar gördüğünde ise apsenin bıraktığı boşlukta kemik ve
dokunun büyüyüp büyümediğini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir.
Eğer boşluk sağlıklı görünüyorsa, tedavi biter. Enfeksiyon devam
ederse, ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun
(zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan
kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.
13 Mart 2009 11:03 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
kalb icin oneriler
,
kalbi koruma
,
kalp sağlığı
,
kalp sağlığını koruma
,
krizi ihtimalini dusurme
,
sağlıklı bir kalp icin
• Kalbimizi rahatsız eden bazı risk faktörleri üstünde fazla bir şey
yapamayız. Risk oranı yaş ilerledikçe artar. Ancak kadınlar, menopoz
dönemine kadar kalp hastalıklarına yakalanma bakımından daha
korunaklıdırlar. Ne var ki bu devreden sonra erkeklerle kadınların kalp
hastalıklarına yakalanma olasılığı eşit duruma gelir. Bunun yanı sıra
kalıtım da Önemli bir etken. Ancak diğer risk faktörlerini
denetleyebilir ve kontrol altında tutabiliriz. Bunların başlıcalan
yüksek kolesterol, tansiyon, sismanlık, şeker hastalığı, hareketsizlik,
sigara, stres ve duzensiz beslenme gibi faktörlerdir.
• Yağların
vücuttaki dağılımı, kalp krizinin en önemli habercilerindendir.
Özellikle kadınlarda görülen yağların baldırlar ve yan taraflara
toplanması kadınlar için o kadar önemli olmazken erkeklerdeki yağların
göbek bölümünde toplanması, kalp krizi rikini Kadınlara oranla iki
misli artırıyor, kalp hastalıkları riskini de on bir kez çoğaltıyor.
•
Normal elektro çekilirken uzanmak ve hareketsiz kalmak yanlış sonuçlar
doğurabilir ve kalbimiz hakkında yanlış bilgiler verebilir. Bu nedenle
pedal çevirirken veya merdiven çıktıktan sonra eforlu bir elektro
kontrolü daha doğru sonuçlar verir.
• Kalp krizinin belirtileri
aynı deprem gibi önceden ortaya çıkmaz. Ancak çoğu kez kalp krizi bir
göğüs veya sol kolumuzdaki bir ağrıdan hemen sonra ortaya çıkar. ‘Diğer
bazı sinyaller ise, kalp atışlarının aniden hızlanması, küçük eforlar
için büyük zorluk ve yorgunluk, şişen bacak ve topuklar, göğüste basınç
hissi soğuk terlemeler, mide bölgesinde ağrıdır.
• ilk ağn
ortaya çıktığında vakit kaybetmeyin. Efor sarfetmeyip yarı oturur bir
biçimde uzanın, bir aspirin alın. Damarlardaki tıkanıklığı önleyen
ilaçlar ancak erken müdahalede yararlıdır. Ani bir kalp krizinde göğüs
ve gerekirse solunum masajı en önemli ilk yardım önlemleridir.
•
Beslenme açısından günde üç öğün yemek yararlıdır, içinde süt ve yoğurt
bulunan iyi bir kahvaltı başlangıç için idealdir. Aşırı kolesterol
bulunan etli ve yağlı yiyeceklerde aşırıya kaçmamak, bolca meyve, ve
sebze yemek gerekir. Alkollü içkilerden şarap iki kadehi geçmemeli ve
kesinlikle sert içkiler içilmemelidir.
• Şeker hastalığı kalp
krizini artıran faktörlerin başında gelir. Bu yüzden bu hastalar
sürekli olarak glisemilerini yani kan şekerlerini ölçtürmeli ve
tansiyonlarını kontrol altında bulundurmalıdırlar.
• Sigara
içme alışkanlığı, kalp krizi olasılığını beş kez artırır. nikotin kalp
atışlarını artırırken damarlardaki tansiyonun yükselmesine sebep
olarak, damarların tıkanmasını kolaylaştırır. Sigarayı bırakan bir
kişi ancak 5-7 yıl sonra hiç içmemiş biriyle aynı kalp krizi riskine
sahip olur.
• Stres de kalp hastalıklarına yol açan başka bir
etkendir. Stresli bir olay karşısında organizmamızdan salgılanan bazı
hormonlar damarları hasara uğratarak kalp krizi riskini artırır. Bu
nedenle yaşamı daha sakin ve rahat karşılamanın yollarını bulmak
gerekir.
• Fiziksel bir etkinlik veya spor düzenli yapıldığında
kalp krizi riskini azaltabilir. Haftada en az üç kez yirmişer dakika
spor çok yararlıdır. Tenis ve duvar tenisi gibi fiziksel ve sinirsel
gerilim yapan ve dikkati yoğunlaştırmayı gerektiren sporlardan uzak
durun.
Bu önlemlere sağlıklıyken uyulması halinde kalbin sahibine ve çevresindekilere sürpriz yapmasına izin verilmemiş olunur
13 Mart 2009 11:01 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
sişmanlık
,
şismanlık kalp
,
şişmanlığın zararları
Kalp Sağlığınız İçin Şişmanlık İyi Değildir
Enfarktüse zayıflar
şişmanlardan daha iyî tahammül etmektedir. Lüzumundan fazla yağ
Miyokart Enfarktüsü ve et, kalp üzerine bir yük teşkil eder. kadar
şişmansa bu fazla et ve yağı için o kadar uzun damarlara ve kalbin de
o’. dar fazla çalışmasına ihtiyaç vardır. Hastalanmış bir kalp bu
vazifeyi ifada güçlük çeker. Şişman erkeklerde miyokart enfarktüsünden
ölüm nispeti zayıflara nazaran %40 fazladır. Kadınlarda nispet, daha
yüksek olup şişman kadınlar miyokart enfarktüsünden zayrf kadınlara
nazaran %75 daha fazla ölürler. Kadınlar şişmanlarlarsa erkeklere
nispetle haiz oldukları avantajı tamamen kaybederler. İncelemeler
gösteriyor ki kalp damarı sertİeşmiş kimselerde fazla şişmanlık çok
tehlikelidir. Her kilo alışla tehlike biraz dana artar. Hekiminizin
size kilo kaybetmeniz için yaptığı ısrarları makul görüp ona yardım
etmelisiniz. Kilo kaybetmek pek zor birşey değildir. Dikkatle tanzim
edilen bir diyet, bu.iş için kâfidir. Kalbinizin damarlarında olup
bitene karışmak pek elinizde değilde de iştahınızla mücadele etmek
elinizdedir.
13 Mart 2009 10:58 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
damar genişlemsi
,
toplar damar
,
varikosel
,
varikosel belirtiler
,
varikosel olusumu
,
varikosel tedavi
Varikosel testislerdeki kanı boşaltan venlerin toplardamar genişleyip
varisleşmesidir. Toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını
düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirmiştir ve kanı
boşaltamamaktadır...
Puberte sonrası erkeklerin yaklaşık yüzde
10-20 sinde görülür. Kısırlık infertilite şikayeti olan erkeklerin ise
yaklaşık yüzde40 ında varikosel mevcuttur. Sekonder infertilite
şikayeti olan erkeklerde önceden en az bir çocuğu olan ancak şimdi
kısırlık şikayeti çeken ise bu oran yüzde 80 lerin üzerine çıkmaktadır.
Varikosel her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları
dolayısı ile sol testiste görülme oranı yüzde 85, sağ testiste görülme
oranı ise yüzde 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle
diğer testisi de etkilemektedir.
Belirtiler: Varikosel çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Ancak bazen aşağıdaki belirtiler görülebilir:
Testislerde ağrı
Testislerde küçülme
Testislerde dolgunluk hissi
İnfertilite kısırlık
Gözle görülebilen genişlemiş damarlar
Ele gelen genişlemiş damarlar
Varikoselin neden kısırlığa sebep olduğu konusunda henüz kesin bir
bilgi yoktur. Ancak genişleyen damarların testislerde sebep olduğu ısı
artışının sperm üretimini olumsuz etkilediği, genişleyen damarlarda
biriken kanda anormal konsantrasyonlara ulaşan böbreküstü bezi ve renal
ürünlerin sperm oluşumunu olumsuz etkilediği, yine bazı metabolik
ürünlerin artması ve oksijenlenmenin azalmasının sperm üretimini
olumsuz etkilediği gibi birtakım teoriler mevcuttur.
Tanı:
Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen
genişlemiş damarlar sebebi ile doktora gelirler.Doktor tarafından
yapılacak elle muayene ile genellikle teşhis konur. Bazen
ultrasonografi gerekebilir.
Bütün varikoselli hastalara 4
günlük cinsel perhizden sonra sperm tahlili spermiogram yapılıp sperm
sayısı, hareketliliği ve şekilleri araştırılmalıdır. Hastaların
yaklaşık yüzde70 inde sperm yoğunluğu ve hareketliliği azalmış,
şekilleri bozulmuştur. Bu hastalarda yüksek oranda kısırlık görülür.
Tedavi: Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı
şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme
göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir.Cerrahi tedavi
de varisli venler bağlanır. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane
de yatmayı gerektirmez. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme
görülmeye başlar.Sperm tetkiki ameliyattan sonraki 3-6. ayda
yaoılmalıdır. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların
yüzde70 inde görülür.
12 Mart 2009 22:05 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
bademcik
,
bademcik belirtiler
,
bademcik hastalıkları
,
bademcik iltihabı
,
bademcik itilahab teshis
,
bademcikler
Bademcik denilen tonsiHer, boğazın her iki yanında yer alan, vücudun
savunma sisteminin bir parçası organlardır. Üzerindeki çok sayıda
delikten içeri giren mikroplar, organın içinde zararsız hale getirilir
ve ölü hücreler tekrar bu delikten dışarı atılır, ayrıca antikor
üreterek vücudun savunmasına yardımcı olurlar. Ancak bu deliklerin
çeşitli etkilerle tıkanması sonucu iltihap yayılarak tüm organı tutar
ve bir enfeksiyon kaynağı haline gelir. Bademciğin şişmesi, boğaz
ağrısı, ateş, kırgınlık ve yutma güçlüğü akut iltihabın
belirtilerindendir.
Çocuklarda çok daha aktif bir organ
olduğundan iltihabı da daha sık görülür. Tedavisinde etken mikroplara
etkili antibiyotikler, anti septik boğaz gargaraları, antienflamatuar
ve ağrı kesici türü ilaçlardan yararlanılır. Bademciklerin görev
yapamayıp, bizzat kendinin enfeksiyon kaynağı haline gelmesi kronik
bademcik iltihabı demektir. Hastanın şikayetleri, akut olanlara nazaran
daha müphemdir. Küçük bir tahriş sonucu hemen ağrı ve yutma güçlüğü
oluşurken, düşük dereceli bir ateş ve zaman zaman ağız kokusu
şikayetlerdendir. Dolayısıyla sık sık enfeksiyon atağı geçirilmeğe
başlar.
Muayenede; bademciklerin etrafında kızarıklık olması,
çevre dokulara yapışık olmaları boğaz kültürü sonucunun pozitif olması,
kan değerindeki bozulma, tanı koydurur. Bazen anaokulu çocukları ile
ilkokul öğrencileri arasında halk arasında "beta" tabir edilen Beta
Hemolitik Streptokok salgını olur. Bu mikroba karşı konkada oluşan
antikor (kısaca ASO)'un kan değerlerinin normalde 200'ün altında olması
gerekirken çok yüksek olması durumunda Akut Romatizmal Kalp Hastalığı
denilen, eklemleri tutan ve kalp kapakcıklarında kalıcı hasara yol açan
bir hastalık riski çok artar.
Beta mikrobunun tedavisinde
penisilin ve türevieri kullanılır. Ancak bademciğin enfeksiyon kaynağı
haline gelmesi durumunda kan ASO değerleri bir türlü düşrneye fırsat
bulamaz ve bu antikor gidip kalp kapakçığını tutarak, bozulmasına yol
açar. Dolayısıyla beta mikrobu taşıyıcısı bu bademciklerin çıkarılması
gerekir. Bazen de bademcikler yutmayı ve konuşmayı engelleyecek
derecede iri olabilir. Bu durumda organ hasta olmasa bile zararını
önlemek amacıyla alınması söz konusudur.
* Özetleyecek olursak;
1- Sık enfekte olan kronik bademcik iltihabı,
2- Beta mikrobu taşıyıcısı bademcikler,
3- Aşırı büyük bademciklerin ameliyatla alınmaları gerekir.
Bademcik
için yaş sınırı 3 yaştır. Yani 3 yaş altında bademcik ameliyatı
yapılmamalıdır. Gene aynı tip bir organ olan geniz eti ya da bademciği
içinse böyle bir alt sınır yoktur. Ameliyat çocuklarda genellikle,
genel anestezi altında yapılır. Kısa süren bir ameliyat olup, bugünün
modern tıp imkanlarıyla minimal komplikasyonu vardır. Ameliyat yeri
ortalama bir hafta içinde iyileşir. Bu dönemde antibiyotik ve ağrı
kesiciler kullanılır. Başlangıçta sulu, giderek yarı katı yiyecekler ve
10 gün içinde de normal katı gıdalara geçilebilir.
Bademcik
ameliyatı iyi yapıldığında ve doğru gerekçelerle alındığında hastanın
şikayetlerinde bariz bir düzelme olur ve genel durum da hızla düzelir.
Halk arasında yanlış bilinen bir konu, bademciklerin alındığında,
savunma sisteminin zayıflayacağıdır. Böyle bir durum, yapılan klinik
araştırmalarla ispatlanmamıştır. Çocuklarda haklı gerekçelerle alınan
bademciklerin görevini boğazımızdaki başka dokular üstlenir. Erişkin
hastalarda ise zaten bademcik büyük ölçüde fonksiyonunu yitirdiğinden
eksikliğinden dolayı bir problem çıkmaz. Ancak tahriş edici etkenlere
sürekli maruz kalan kişilerde farenjit tablosu müzminleşebilir. O
nedenle sigara, kirli hava boğaz için her zaman zararlıdır.
Bademcik
ameliyat yapılmasına karar verilen çocukların ailelerinin yaşadığı en
büyük korku anestezi korkusudur. Bu korku aslında yersizdir. Çünkü
fazla abartılmakta ve yanlış bilgilere dayanmaktadır. Genel anestezi
yurdumuzda yüzbinlerce kez uygulanmakta ancak 20-30 binde bir ölüm
duyulmaktadır. Riskin bundan çok daha fazla olduğu durumlarla günlük
hayatta sık sık karşılaşmıyor muyuz?
Mesela kaldırımda
yürürken araba çarpamaz mı? Bu durumda kaldırım da yürümeyelim mantığı
elbette kabul edilemez. Ancak ameliyat ne kadar küçük olursa olsun,
hafife alınmamalı her türlü tedbiri anestezist gözetiminde almalıdır.
Tüm incelemeler sonucu, anestezi uzmanının muayenesinden geçerek
"ameliyat olabilir" oluru olan aileler rahat olup, hekimlerine
güvenmeleri gerekir.
Belirtiler
- Boğaz ağrısı,
- Başağrısı,
- Ateş ve üşüme, titreme,
- Boğaz ve çenede ağrıyan bezler.
Bademcikler
lenf düğümcükleridir. Ağzınızın gerisinde her iki yanda birer tanedir.
Diğer görevlerinin yanında ağıza giren zararlı mikro organizmaları
filtre etmek de vardır. Fakat çok fazla bakteri girince direnemezler,
iltihaplanır ve şişerler. Buna bademcik iltihabı (tonsilit) denir.
Özellikle çocuklar arasında çok yaygındır.
Tedavi
Kendinizde veya çocuğunuzda bademcik iltihabı belirtileri
görürseniz, bol bol dinlenin, yumuşak yiyecekler yiyin ve boğazınızı
rahatlatacak sulu gıdalar alın. Ilık tuzlu suyla gargara yapmak ağrıyı
azaltır. Aspirin veya benzeri ilaçlar (acetaminopen gibi), yardımcı
olabilir.
İlaçlar
Bir bakteri enfeksiyonu söz konusu olursa
doktorunuz ağızdan antibiyotik alınmasını tavsiye edebilir (10 gün
kadar). Belirtiler birkaç günde geçer. Streptokok bakterilerinin bazı
türleri nefrit (böbrek iltihabı) veya romatizma da yapabilir. Bunun
için antibiyotik tedavisine gerekli süre devam edilmelidir.
12 Mart 2009 22:02 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
erkek hormonları
,
hormon
,
hormonal gelişim
,
hormonları fazla artması
,
kadın hormonları
,
yaslara gore hormonlar
Kadın:
Bu dönem genç kızlıktan kadınlığa geçiş dönemidir. 10 lu yaşların
başında bir kız çocuğunun bedeni ergenlik çağına girişin etkisiyle
gelişir. Beyin alt kısımındaki hipofiz bezinden gelen luteinize edici
hormona (LH) ait sinyaller kız çocuğunun yumurtalıklarını uyarır.
Kadınlık hormonu östrogen ufak miktarlarda salgılanmaya başlar. Sekiz
yaşında cinsel bölgede kıllanma, dokuz yaşında göğüslerde tomurcuklanma
başlar. Ergenliğe ilk adımlarını atan kız çocuğunun 10 yaşından
itibaren boyu hızla artar. Memeleri büyür ve kalçaları yuvarlaklaşır.
Bu aşamada boy büyümesi ve vucüt gelişimi tamamlanmıştır. Rahim ve döl
yolları büyür. Gelişimin son noktası genç kızın ilk adetini
görmesidir. İlk adet 11 ve 16 yaşları arasında herhangi bir zamanda
olabilir. Başlangıç yıllarında adetler düzensiz olur. Ara kanamalar
olabilir. Kadınlık hormonunun salgısı yerine oturdukça adetler düzene
girmeye başlar. Bu evrede artık boy uzaması durur. Kemik gelişimi
tamamlanmıştır. Bu kritik evrede hatalı beslenme veya hormon
dengesizliği boyun kısa kalmasına ve gelecek yaşlarda osteoporoza yol
açar.
Erkek: Erkek
çocuğunda adolesan dönemi hipofizden salgılanan LH hormonunun
yumurtalıklardan erkeklik hormonu testosteronu uyarması ve yine
hipofizden salgılanan FSH'nın sperm üretim sinyalini vermesiyle
başlar. Erkek çocuğunda on yaşlarında cinsel bölgede kıllanma,
yumurtalılarda büyüme başlar. Ses kalınlaşmaya, genç erkeğin yüzünde
sivilceler çıkmaya başlar. Erkek çocuklarında boy büyümesi daha
geçtir. Onbir yaşından itibaren hızlı ergenlik boy uzaması başlar ve
gelişim 18 yaşında dek devam eder. Sakal ve bıyıklar çıkar. Kaslar ve
kemikler gelişir. 20 li yaşlara girildiğinde erkek fiziksel ve cinsel
gücünün doruklarındadır ancak psikolojik olgunluğa erişmesi için birçok
tecrübe yaşaması gereklidir.
30'lu yaşlarda hormonlar:
Kadın: Hayatın
en yoğun tempolu yaşandığı 30'lu yaşlarda, vücut daha fazla yorulmaya
başlıyor ve buna bağlı olarak seks hormonları da düzensiz salgılanmaya
başlıyor. Örneğin, adet öncesi dönem bazı kadınlar için 20'li yaşlarda
ağrısız geçerken, 30'lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş veya
evlilik yüzünden ağrılı geçebiliyor. Bu yaşlarda cinsel arzularınız
testosteron hormonun kontrolü altında olmasına rağmen, östrojen cinsel
ilişki sırasında kadının en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda
kadınlar cinselliği doyasıya ve özgürce yaşamanın tadına varırlar,
düzenli bir seks hayatları vardır. İstatistikler, haftada bir kez
cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen seviyelerinin
yükseldiğini gösteriyor. 30'lu yaşların ortalarından sonlarına doğru
hormonların düzensizleşmesi nedeniyle, adet dönemi öncesi sıkıntıları
artıyor. Başağrıları, sinirlilik, huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide
artan dozlarda görülmeye başlıyor. Migreni bulunan kadınların yüzde
60'ı bu dönemde migren krizine tutuluyor.
20'li
yaşların sonu 30'lu yaşların başı hamilelik için en uygun dönemdir.
Eğer kendinizi bebek yapmaya hazır hissediyorsanız ilk yapmanız gereken
ayrıntılı bir check-up'tır. Vagina ve rahim elle muayene edilmeli, kan
idrar, şeker ve guatr testleri yapılmalıdır. Fazla kilolarınız var ise
bunlardan kurtulmak için bir an önce pehrize girmelisiniz. Bu
görüşmede doktorunuz aşılarınızın eksiksiz olup olmadığını da kontrol
etmelidir. Hamilelik öncesi ne kadar sağlıklı ve ideal kilodaysanız
hamileliğiniz de o kadar rahat geçecektir. Önce sigarayı bırakmalı,
spor yapmalı, sağlıklı bir beslenme düzeni geliştirmeli, her gün sekiz
bardak su içmeli, vitamin takviyesi yapmalı, kahve ve çay tüketiminizi
azaltmalısınız. Olimpiyatlara hazırlanan bir sporcu gibi vucüdunuzu
hamileliğe hazırlamalısınız.
Erkek:
30'lu yaşlarda erkekler cinsel açıdan platoya girerler. Hormon
düzeylerinde ne artma ne de azalma vardır. Bu dönem bir çok erkeğin
babalık duygusunu ilk kez tattığı anı içerir. Erkekler 30'lu yaşlarda
günümüzün sert hayat mücadelesinin stresi ile karşı karşıyadırlar.
Sporu bırakmışlardır. Sinirlerini yemek yiyerek veya içki ile
dağıtmaya çalışırlar. Stres ve obezite testislerden salgılanan
testosteron düzeyini düşürür. Sigara kullanımı damarları büzüp,
dolaşımı engelleyerek penisin cinsel ilişki sırasında yeterince sert
olamamasına neden olur. 30'lu yaşlarda karşılaşılan bir çok
olumsuzluklara rağmen genelde erkeğin vucüdu dinç, testosteronu
yeterli, sperm sayıları bir kadını dölleyecek düzeydedir. Ancak
günümüzün tempolu yaşamına dayanamayanlarda iktidarsızlık ve kısırlık
sorunları belirir.
40'lı yaşlarda hormonlar:
Kadın: Günümüzde
insan yaşı 80'e dek uzadığı için 40'lı yaşların sağlıklı geçirilmesi
yaşlılık döneminin sorunsuz geçmesi için özel bir önem taşımaktadır.
Bu dönemde yumurtalıklar daha az östrogen üretmeye başlar. Cinsel
isteksizlik, ani duygu değişiklikleri, çabuk sinirlenme, adetin
süresinin ve kanamasının azalması başlar. Bunlar vucüdunuzda hormon
değişimlerinin olduğunu gösteren sinyallerdir. Ancak menopoza
girmenize daha on yıl vardır ve bu dönem premenopoz dönemidir.
Premenopozda (menopoz öncesi dönem) sıcak basmaları, terleme,
uykusuzluk, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, çabuk sinirlenme, vaginal
kuruluk hissedebilirsiniz. Ancak her kadının premenopoz tecrübesi
farklıdır. Bazıları sadece sıcak basması ve terleme hissederken,
bazılarında duygusal değişiklikler ön plandadır, bazıları ise hiç bir
şey hissetmeden sağlık ve esenlikle bu evreyi atlatabilir. Doç. Dr.
Selçuk Can bu dönemde bir endokrinoloji yani hormon uzmanına
başvurmanızın hormonal durumunuzu belirlemede ve tedavinizin
başlatılması bağlamında kritik olduğunu söyledi. Endokrinoloji uzmanı
ile sağlık problemlerinizi konuşurken açık ve rahat olmalısınız,
böylelikle menopoz öncesi semptomları anlamada ve belirtilerle
mücadelede daha başarılı olursunuz. Doğum kontrol hapları hormon
dengesizliğine bağlı uykusuzluk, irritabilite, vaginal kuruluk, cinsel
ilişkide ağrı gibi belirtileri geçirirler, aşırı adet kanaması
olanların kanama miktarını azaltırlar. Aşırı kan kaybı demir eksikliği
yaratıp kansızlığa yol açtığı için bu dönemde doğum kontrol hapının
faydaları önem kazanmaktadır. Menopoz esnasında hormon kullanımının
meme kanserini attırdığı bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmıştır.
Özellikle ailesinde meme kanseri olanlar ve daha önce meme kanseri
geçirenler östrogen tedavisi alır ise meme kanserine yakalanma riski
artar. Menopoz sonrasındaki dönem kemik kaybının en yoğun olduğu,
osteoporozun başladığı dönemdir. Menopoz esnasında vucütta insülin
direnci oluşur. Kilo artışı başlar, iyi kolesterol HDL düzeyi düşer,
kötü kolesterol LDL düzeyi artar. Şeker hastalığı bu dönemde açığa
çıkabilir. Tansiyon yüksekliği başlar. Kalp hastalığı menopozdan
sonra daha sık başgösterir. Günümüzdeki menopoza ulaşan kadınlar
annelerinin menopoz dönemindekinden çok daha değişik hayat
standartlarına sahipler. Bu sağlık alanında da geçerlidir. Hormon
tedavisi alanlar kemik kaybını %50 oranında azaltırlar ancak en son
araştırmalar östrogen tedavisi alan kadınlarda kalp hastalığı ve felç
gelişme riskinin daha fazla olduğunu göstermiştir. Eğer bir kadında
karaciğer hastalığı, bacakta veya ciğerde kan pıhtısı, vaginal kanama,
daha önce geçirilmiş meme kanseri, kalp hastalığı, rahim kanseri ve
şeker hastalığı varsa o kadın hormon tedavisi almamalıdır. Bu dönemde
osteoporozu önlemek için günde 1000 mg kalsiyum ve 400 ünite D vitamini
alınmalı, aerobik, koşu ve yürüyüş gibi egzersizler yapılmalıdır.
Erkek:
Erkekler yaşlandıkça erkeklik hormonunu üretme kapasiteleri düşer.
Genç erkeklerde testosteron düzeyi sabah maksimum düzeyde iken yaşlı
erkelerin sabahları testosteronu daha azdır. Bu yüzden enerji ve seks
gücünde azalma görülür. Testislere spor esnasında veya bir trafik
kazasında gelen darbeler, infeksiyon, radyasyon gibi dış faktörler
erkeklerde seks gücünü azaltır. Hipofiz tümorleri ve prolaktin
yüksekliği de testosteron salgısını azaltır. Ancak testosteronu
düşüren en sık neden günlük kulanılan ilaçlardır. Özellikle 40'lı
yaşlarda yoğun tüketilen tansiyon, kalp ve ülser ilaçları erkeklik
gücünü olumsuz etkiler. Bu sırada çıkabilecek şeker hastalığıda
damarları tıkayıp seks hayatını söndürebilir. Ekonomik ve sosyal
açıdan refaha ulaşan, mesleğinin zirvesine yerleşen 40'lı yaşlardaki
erkek için en büyük problem sağlıktır.
Hormonlarınız yoldan çıkarsa:
Kadın:
Kadının narin bünyesi hormon dengesizliğine erkekten daha meyillidir.
Metropolitan Florence Nigtingale Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doçent
Dr. Selçuk Can kadınlarda gördüğü en önemli iki hormon problemin
polikistik over hastalığı ve prematür menopoz olduğunu belirtti.
Kadının seks hormonları her ay sistemli bir şekilde salgılanıyor.
Ancak fizyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı hormonlar
dengesizleşebiliyor. Yüzde kıllanma, sivilceler, düzensiz adet görme
ve hamile kalamama durumu androgenlerin fazla miktarda çalıştığının
göstergesidir. Yumurtlama olmaz ve overlerde onlarca irili ufaklı
kistler belirir. Bu hastalığa polikistik over hastalığı denilir. Bu
kistler erkeklik hormonu testosteronun fazla salgılanmasına neden
olur. Adetlerin arası açılır, ara kanamalar başlar. Yüz, sırt, meme,
bel ve bacakta sert, siyah erkeksi kıllar belirir. Bu hormon
dengesizliği kısa zamanda fazla şimanlayan veya ailesinde şeker
hastalığı olanlarda görülür. Hormon tedavisi ve zayıflama programı ile
problem çözümlenebilir.
İş hayatında başarılara imza atan
dinamik profesyonel kadınların korkulu rüyası prematür menopozdur.
Normalde menopoz yaşı 52'dir. Ancak günümüzde iş hayatının kuralcı ve
baskıcı yaklaşımı sonucu bir çok kadın geç evleniyor ve daha çocuk bile
doğuramadan 30'lu yaşlarda erken menopoza giriyor. Bir kadının 40
yaşından önce adetten tamamen kesilmesi prematür yani erken
menopozdur. Bu durum bağışıklık sisteminin seks hormonları üreten
üreme sistemi ile ters bir reaksiyona girmesi ve yumurtalıkların
tahribatı ile olur. Erken menopozda yoğun stres, toksik maddeler ve
genetik faktörler rol oynar. Erken menopoz geçiren kadının günümüzün
ileri tıp teknolojisinin imkanları ile dahi hamilelik şansı yoktur.
Erkek:
Bir erkeğin başına gelebilecek en kötü sendromlardan biri testosteron
düzeyinin düşmesidir. Erkeklerde düşük testosteron sevişme isteğinin
azalmasına, sperm sayısının düşmesine, penisin sertleşmesinin
azalmasına sebep olur. Testosteronu az olan erkeklerin göğüsleri
büyümeye başlar. Vucütta testosteron salgısının durduğu evreye
andropoz denilir. Erkekler de menopoza giren kadınlar gibi andropoza
girdiklerinde sıcak basmaları, konsantrasyon güçlüğü, depresyon
hissederler. Bazen testosteron azlığı ani ve çok ağır olur. Bu
durumda sakal ve bıyıkların uzaması durur, kas gücü azalır ve kemik
erimesi başlar. Ses kalitesi incelir. Hayalar yumuşar ve ufalır.
Testosteronun erkek olmanın mücadeleci ruhunda rolü büyüktür.
Testosteron düzeyi düşen erkekler çok daha uysal olurlar.