19 Mart 2009 12:51 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
gastrit ve duodenit
,
gastroözofageal reflü
,
idame tedavisi
,
mide asidindeki yükselme
,
ülser
,
ülser nedir
Tedavi Şekilleri, Hastaların çoğunda en belirgin
semptom ağrıdır. Dolayısıyla tedaviden öncelikle beklenen, ağrının bir
an önce giderilmesidir. Tedavide iki önemli nokta gözönünde
bulundurulmalıdır, Ülserin iyileşmesi ve semptomların giderilmesi için
akut tedavi, Gerekli durumlarda, uzun süreli idame tedavisi ile ülser
nükslerinin önlenmesi...
Tedavide Kullanılan Başlıca İlaçlar
Mide Asidindeki Yükselmeye Karşı İlaçlar
H2 reseptör antagonistleri
Proton pompası inhibitörleri
Ülser Nedeninin Helicobacter Pylori Olduğu Durumlarda, Organizmanın Eradikasyonuna Yönelik İlaçlar
Ranitidin bizmut sitrat + antibiyotikler
H2 reseptör antagonistleri + antibiyotikler
Proton pompası inhibitörleri + antibiyotikler
İdame Tedavisi Gerektiren Durumlar
İdame tedavisi, hastaların her gün tablet aldığı, uzun süreli
tedavidir. Yaşlı ve ağır ülser vakası olan hastalarda tavsiye
edilmektedir. Yalnız sınırlı sayıda antiülser ilacı idame tedavisinde
kullanılabilir. Orijinal ranitidin gibi H2 reseptör antagonistleri
idame tedavisinde başlıca kullanılan ilaçlardır
Gastrit ve Duodenit
Mide ve oniki parmak barsağı iltihaplarıdır. Başlıca semptomlar gaz,
geğirme, bulantı, iştahsızlık, dispepsi ve karnın yukarı kısmında
rahatsızlık hissidir.
Gastroözofageal Reflü Hastalığı
Reflü, asidik mide içeriğinin yemek borusuna özofagus geri dönüşüdür.
Yemek borusu üstündeki kemik sternum arkasında yanma hissi, asidik, acı
ve ekşi sıvının boğaza ve ağza gelişi sık ve uzun süreli periyodlar
halinde tekrarlarsa, gastroözofageal reflü hastalığı oluşur. Bu
hastalığın tedavisi için H2 reseptör antagonistleri veya proton pompası
inhibitörü kullanılabilir. İlaç tedavisinin yanısıra şu konulara dikkat
edilmelidir:
Baharatlı, asitli yiyeceklerden, çikolata gibi yağlı gıdalardan, turunçgiller ve meyve sularından uzak durun.
Çay, alkol, kolalı içecekler ve hatta kafeinsiz kahve alımlarınızı sınırlayın.
Kilonuza dikkat edin. Fazla kilolarınızdan kurtulun.
Aşırı yemek yemeyin. Her zaman ölçülü yiyin.
Sigarayı bırakın, veya en azından azaltın.
Yemekten hemen sonra spor yapmayın.
Yatmadan evvel atıştırmayın. Yemeklerinizi yatmadan en az 3 -4 saat önce yiyin.
Yatağınızın başucunu yükseltin veya ilave yastık kullanın.
Haftada 3 veya daha fazla antiasit alıyorsanız, doktorunuza başvurun.
19 Mart 2009 12:48 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
deri dokulmesi hastalıgı
,
sedef
,
sedef neden olur
Sedef hastalığı immunogen etik bir hastalıktır. Irsidir ve vücudun
bağışıklık sistemi ile ilgilidir. iklim, yiyecekler, enfeksiyonlar,
depresyon ve hastaların psikolojik durumları hastalığı azdırır veya
davet eder, ancak sebebi değildir.
Sedefi fototerapi, cilde sürülen ilaçlar ve ağızdan alınan ilaçlar ile tedavi edilir
Fototerapi
iki şekilde yapılır: UVB ışınları dalga boyu 290-320 nm ve PUVA. Tedavi
merkezimizde iki çesit tedaviyi de gerçekleştirecek cihazlarımız
bulunmaktadır. Bu cihazlar ile bütün vücuda ele, ayağa, kola, bacağa ve
başa ayrı ayrı ultraviole ışınları vermek mümkündür. Bu iki çeşit
tedavi de derinin rengine ve hastanın toleransına göre ayarlanır.
UVB ışınlarıyla tedaviye başlamadan önce MED Minimum eritem dozu tespit
edilir ve her gün bu tespit edilen dozun 50 oranında artırılarak UVB
ışınları verilir. En az 12 tedavi gerekir.
İkinci tedavi yontemi olan PUVAda dalga boyu 320-400 nm derinin daha
derin tabakalarına nüfuz eder. PUVA tedavisi ilaçla ışın tedavisinin
karışımıdır. Ağızdan ilaç verildikten bir-iki saat sonra UVA ışınları
verilir.
19 Mart 2009 12:44 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
sinüzit
,
sinüzit tedavisinde ne tür ameliyat
,
sinüzitin belirtileri
,
sinüzitin tedavisi
,
sinüzitin teşhisi
,
sinüzitlerin sebepleri
,
sinüzitten nasıl korunabiliriz
,
çocuklarda da sinüzit
Tüm dünyada oldukça yaygın görülen bu hastalık özellikle kış aylarına
girişte artan viral üst solunum yolları hastalıklarının uzaması halinde
sık sık tekrarlayarak müzminleşmiş sorunlara yol açabiliyor. Sinüziti
olan pek çok hastanın bu tekrarlamalar sırasında hayat kalitelerini
bozan burun tıkanıklığı , burun ve geniz akıntısı, baş ağrısı, öksürük,
halsizlik, dikkat kusuru gibi yakınmaları oluyor...
Bu
yakınmalar içerisindeki hastaların çalışma günü kayıpları da ulusal
ekonomi açısından göz ardı edilemeyecek kadar önemli olabiliyor. Bu
konuda sık karşılaşılan soruları yanıtlamaya çalışalım.
Sinüsler nedir ne işe yararlar?
Sinüsler yüz ve kafa kemiklerimizin içerisinde yer alan içi havalı
boşluklardır. Üst çene kemiğinde karşılıklı iki büyük yanak sinüsü,
alın kemiği içerisinde bir büyük alın sinüsü, gözlerin arasına
yerleşmiş küçük odacıklardan oluşan etmoid sinüsler ve kafa tabanında
yerleşmiş bir de derin bir sinüsümüz bulunmakta.
Sinüslerimizin en önemli görevleri salgıladıkları salgı ile bütün üst solunum yollarını sürekli temizlemektir.
Sinüzit ne demektir?
Bahsedilen bu sinüslerin ayrı ayrı yada sadece bir yüz yarısında yada
hep birlikte iltahaplanma haline sinüzit denilmektedir. Örneğin 10-15
günden beri sürmekte olan bir nezle tablosu aslında bir akut
sinüzittir. Yıllarca tekrarlayan belirtilerle karşılaşıyorsak sinüzitin
kronikleşmiş olduğu söylenebilir.
Sinüzitlerin sebepleri nelerdir?
Genel olarak söylemek gerekirse sinüsleri temizleyen ince kanallar
tıkanırsa sinüzit hastalığı başlar. Bu tıkanıklık tedavi ile yada
kendiliğinden açılırsa sinüzit iyileşir ama eğer açılamazsa hastalık
kronikleşir. Sinüs kanallarının tıkanıklığına bazı burun içi ve
sinüslerle ilgili yapısal koşullar, tekrarlayan üst solunum yolu
infeksiyonları, allerjik sebepler, polip ve geniz eti gibi oluşumlar
yol açabilir. Bazı kalıtsal sorunlar ve bağışıklık sorunları da
sinüzitin diğer sebepleridir.
Sinüzitin belirtileri nelerdir ?
Burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı, burundan konuşma, koku
duyusu bozuklukları, sık sık nezle grip olma ve bunların kolay kolay
geçmeyişi, özellikle çocuklarda daha fazla olmak üzere inatçı
öksürükler. Sanıldığının aksine akut sinüzitlerin dışında baş ağrıları
sinüzitte sık değildir. Burada baş ağrılarına yol açan iltihabi olaydan
çok burun içerisinde sinüs kanallarını etkileyen diğer bazı yapısal
koşullardır.
Çocuklarda da sinüzit olabiliyor mu?
Evet. Çocuklar daha sık viral üst solunum yolu infeksiyonlarına
yakalandıkları için ve sinüsleri henüz tam olarak kendilerini
temizleyemedikleri için daha kolay sinüzite yakalanabilirler. Ayrıca
halk arasında geniz eti denilen adenoid varlığı ve bazı anatomik
koşullar da sinüzit oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ancak çocuk
sinüzitlerini teşhis koymak, izlemek ve tedavi etmek açısından
erişkinlerinkinden farklı olarak ele almak gerekir.
Sinüzitin teşhisi nasıl yapılır?
Sinüzitin teşhisi küçük endoskoplarla yapılan bir kaç dakikalık ve
günümüzde iyice basitleşmiş bir muayene ile konulabilir çoğu kez.
Endoskopik muayeneye ek olarak bazı durumlarda tomografi istenebilir.
Hastaların çoğunda tomografinin tekrarlanmasına hiç gerek yoktur.
Sinüzitin tedavisi nasıl yapılmaktadır?
Sinüzitlerin tedavisi günümüzde çok kolaylaştı. Akut sinüzitlerin
tedavisinde yeni çıkan pek çok antibiyotik mevcut. Burada önemli olan
antibiyotiklerin hastalar tarafından uzunca bir süre sayılabilecek bir
süre kadar yani 2-3 hafta boyunca kullanılmasına dikkat edilmesi.
Antibiyotiklerin yanı sıra bazı destekleyici ilaçlarda beraberinde
verilmektedir. Hastaları korkutan daha çok ameliyat tedavileri.
Kronikleşmiş sinüzitlerde uygulanan ameliyatlar da günümüzde hasta açısından çok kolaylaşmış durumda aslında.
Sinüzitlerde ne zaman ameliyat gerekiyor?
Kronikleşmiş sinüzitlerde eğer endoskopik muayene ve tomografik
incelemede sinüsün kendisini temizlediği kanalların ağzı tıkanmışsa ve
bu tıkanıklık uygulanan ilaç tedavileri ile açılmamış ise ameliyat
gerekiyor. Ayrıca sinüzitlerin göz ve kafa içerisine yayıldıkları
komplikasyon durumlarında acil ameliyatlar da gerekebiliyor .
Sinüzit tedavisinde ne tür ameliyatlar yapılıyor?
Günümüzde sinüs ameliyatları artık neredeyse tamamen endoskopik olarak
yapılmakta. Burada muayene sırasında kullanılan endoskoplarla yakın
zamanda geliştirilmiş ince araçlar kullanılıyor. Tamamen burun
içerisinden girilerek sinüslerin kendi doğal kanalları açılıyor bu
sırada başka hiç bir anatomik yapıya zarar vermeden çalışmak gerekiyor.
Çoğunlukla genel anestezi tercih ediliyor. Ayrıca teknolojik olarak
desteklenmiş ameliyathane koşullarını ve bu konuda özel eğitim almış
deneyimli uzmanların varlığını gerektiriyor.
Sinüzit ameliyatlarında en çok korkulan hastaların burun içerisine
konan tamponlar, bu konuda acaba yeni gelişmeler var mı? Gerçekten
hastaların önemli bir kısmı ameliyattan çok tampon konulmasından
korkuyor. Bu korku yakın zamana kadar yaygın olarak konulan gazlı bez
tamponlar nedeniyle oldu. Günümüzde endoskopik sinüs cerrahisinde
deneyimli bir uzman uygun durumlarda örneğin hastaların yarısına hiç
tampon koymadan ameliyatı bitirebilir. Ayrıca eğer tampon koymak
gerekirse gazlı bez tamponlar değil sadece sinüslere konulan sünger
yapısındaki küçük tamponlar tercih edilmelidir ki zaten bu durumda hem
hastanın rahatlığı yüksek olmakta hemde iyileşme daha sorunsuz
gerçekleşmektedir .
Sinüzit ameliyatlarında günümüzdeki başarı oranı nedir?
Halk arasında ameliyat sonrası sinüzitin yeniden tekrarladığına dair
yaygın bir inanış var. Bu daha çok eski tip sinüzit ameliyatlarının
yapıldığı yıllardan kalma bir bilgi. Endoskopik sinüs cerrahisinde
başarı pek çok faktöre bağlı.
Bir tek sinüzit hastalığı ve bir tek sinüs cerrahisi tekniği yok. Yani
her hasta aynı değil. Örneğin sadece sinüs kanallarının daralmış yada
tıkalı olduğu basit tekrarlayan sinüzitlerde başarı oranı 90ların
üzerinde iken tüm sinüsleri tutan bir yaygın polipli sinüzitte başarı
daha düşük, tek bir sinüsün tutulduğu durumda başarı tam olabilirken
allerjik zemine bağlı sinüzitler de sıklığı ve ağırlığı azalmış olmakla
beraber tekrarlamalar olası. Ayrıca ameliyat tedavisinden sonra uygun
bir ilaç tedavisi ve düzenli bir hasta izlenimi, ameliyat sırasında
kullanılan donanım ve doktorun bu konudaki özel deneyimi başarıyı
etkileyen diğer faktörler.
Sinüzitten nasıl korunabiliriz?
Özellikle sık tekrarlayan üst solunum yolları sinüzite yol
açabileceğinden basit bir nezle bile önemsenmeli. Uzun sürebilecek
burun tıkanıklıklarına izin verilmemeli. Sigara içilmemesi, kirli hava
ve klimalı ortamlarda uzun kalınmaması kişinin kendisinin alabileceği
başlıca önlemler. Üst solunum yolu allerjisi olanların da mutlaka bir
KBB Uzmanına görünmesi önerilir.
19 Mart 2009 12:42 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
migren
,
migren nasıl olusur
,
migren tedavisi
Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir
baş ağrısı tipidir. Tedavi edilmemiş sinüzit hastalığının migrene
dönüştüğü varsayılmaktadır.
Ataklar 4 saatten 72 saate kadar
değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamyle
normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden
"sadece bir baş ağrısı tipi" olarak görülen migren, artık başlı başına
bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.
Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin
normal aktivitelerini engelleyebilir; hem migren yakınması olan kişinin
hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı
ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir
yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet
baş ağrısına eşlik edebilir.
Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda 18.6 ve
erkeklerde 6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim
tarafından teşhis konulmamış olan migren hastası oranının kadın
hastalarda 59 a, erkeklerde ise 70 e ulaştığı gözlenmiştir.
Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece
karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı
aksatır. Oysa ki migren ilaçla tedavi edilebilir. Günümüzde migreni
önleyen ya da tedavi eden çok sayıda ilaç bulunmaktadır.
19 Mart 2009 11:57 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
atopik egzama
,
edinsel egzama
,
egzama belirtileri
,
egzamayı oluşturan etkenler
,
egzema
,
egzema tedavisi
,
kenarlı hebra egzaması
,
seboreli egzama
,
temas egzaması
egzama, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve deride kızarıklık,
şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok
psikosomatik nedenli deri hastalığı. Başlıca özelliği, kızarık deri
üzerinde beliren kabarcıklardır. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi
türleri vardır.
Egzama çeşitleri
Kenarlı hebra egzaması
Apış arasında ve uylukta görülen mantar hastalığı. Bir dermatofitondan
Epidermophyton floccosum, Tricadan rubrum, T. interdigatele ileri gelen
kenarlı egzamalar erkeklerde daha sık görülür. Kaba etin iç yüzeyinde,
kenarları grintili çıkıntılı, ortası daha soluk, kırmızı lekeler ortaya
çıkar. Lekeler bir yan da ya da iki yanda olur, kaşıntılıdır ve
kenarları kabarcıklarla sınırlıdır. Mantar ilaçlarıyla tedavi edilir.
Seboreli egzama
Seborenin görüldüğü bögelerde yerleşen kırmızı, pullu, yağlı görnümlü
lezyonları içeren deri hastalığı. Seboreli egzama, saçlı deride ve
bunun kenarlarında, alında seboreli kask, kaşların üzerinde ya da
aralarında, burun-yanak oluklarında, kulak arası girintilerde, kulak
yolunda, göğüs kemiğinin orta yerinde seboreli madalyon görülür. Bazı
egzamamsı egzamatit deri hastalıkları ile sınırları pek belirsizdir.
Tedaviden kolaylıkla sonuç alınabilir indirgenler özellikle yerel
kortikoitler fakat bu egzama tipi bir hastalıktan fazla bir durumu
belirtiğinden yinelemeler her zaman olasıdır.
Egzama en sık görülen deri hastalığıdır
Şekiller ne olursa olsun, üstderide dokusal bir birime her zaman
rastlanır: egzoseroz ve sponijoz süngerleşme. Maphigi mukoza
cisimcikleri oluşan sıvıyı emer, hücreleri birbirinden ayırır, sonra
desmoslarda hücreleri birleştiren bağları koparır ve üsderinin içinde
kabarcık oluşmasına yol açar.Böylece egzama birçok evreden
geçer:kızarıklık, kabarcıklanma, akıntı ve kabarcıklar kuruduktan sonra
parlaklık ve pullanma.
Fakat bu evrelerin hepsi birden bulunmayabilir, çoğu zaman bunlardan
biri üstün durumdadır. Egzama akut olabileceği gibi genellikle akıntılı
ve çok kaşıntılı süreğen de kronikleşme olabilir. o zaman daha çok
kızarıklık ve pullu, zaman zaman kabarcıklı ve değişik şiddetle
kaşıntılı.
Yer yer madeni para biçiminde olabileceği gibi yaygın da olabilir. Bazı yerleşim bölgeleri karakteristiktir.
Ellerde disidrozgörünümündedir. Memelerdeki egzama her zaman çift
taraflıdır ve çoğu zaman bir uyuz belirtisidir. Memede, bir yanda
egzamaya benzer bir deri hastalığı görüldüğünde Paget deri hastalığı
akla gelmelidir kanser hastalığı.
Genellikle iki tip egzama vardır:
Edinsel egzama
Edinsel egzama ya bir iç etmene karşı duyarlılıktan nispeten ender
rastlanır, çünkü iç etmenlerden doğan deri hastalığı çoğunlukla
kurdeşen biçiminde ortaya çıkar ya da bir dış etmene karşı
duyarlılıktan gelir.
Temas egzaması
Aslında ayrım kesin değildir, çünkü temas egzamasının ortaya çıkması
için genellikle önceden hazırlıklı bir bünye gerekir. Temas egzaması
genellikle meme çocuklarında görülen egzama tipidir. 3 aylığa doğru
ortaya çıkar ve ilk olarak yüzden başlar. Evrim belirsizdir. 2 ya da 7
yaşlarında kesin olarak iyileşebildiği gibi, büyük çocuklukta ve
yetişkinde yavaş yavaş süreğen hale de gelebilir. Bazen astım gibi
başka alrjik hastalıklar buna eşlik edebilir. Temas egzaması sayıca çok
fazladır ve çoğunlukla mesleklere bağlıdır.
Egzamayı oluşturan etkenler
Egzama, zamansız uygulanan bir ilaç yüzünden de ortaya çıkabilir
kükürt, civa, antihistaminikler, sülfamitler, penisilin, vb. ile
yapılmış tozlar ya da merhemler.
Ev kadınlarında görülen egzama el egzaması çamaşır suyundaki potasyum
bikromata, çeşitli çamaşır sularına, hatta lastik eldivenlere bağlıdır.
En sık görülen temas egzamalarından biri kozmetiklerden ve saç
boyasından para grubu ileri gelir. Güzellik müstahzarları, özellikle
kokulu oldukları zaman, sayısız yüz egzamalarına neden olabilirler.
Tırnak cilasının özel bir yeri vardır, tırnaklarda egzama yapmaz, ama
göz kapaklarında yapar.
Giysilerin yaptığı egzamalar genellikle kauçuktan ve sentetik
dokumalardan ileri gelir oysa, aslı nedeni boyadır, özellikle
siyah,mavi ve yeşil renkli boyalar, yoksa hep söylendiği gibi kumaş
değil. Boyundaki egzama çoğunlukla yüksek yakalı hırka giyilmesinden
ileri gelir. Ayak egzaması ayakkabıdan ileri gelebilir deri boya, cila
ya da yapıştırıcı. Madenler özellikle nikel bir temas egzamasına neden
olabilir saat bileziği, zincir vb.. Deri testleri bazen temas
egzamasının nedenini ortaya çıkarabilir.
Enfeksiyon egzamaları mikrop ya da mantar kökenlidir. Ama enfeksiyon mu
egzamaya neden olmuştur, yoksa enfeksiyon mikrop kapan egzamanın mı
sonucudur, kestirmek zordur.
Atopik Egzama
Atopik ekzema, atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik
ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdir. Genellikle ailesinde
astım, alerjik rinit gibi atopi alerji öyküsü bulunan kişilerde görülür.
Atopik dermatit sıklığı giderek artmakta olan bir deri hastalığıdir.
Günümüzde hemen hemen her 5 çocuktan birinde görüldügü belirtilmiştir.
Hastalık genellikle yaşamın ilk yılında ortaya çıkar ve yeni teşhis
konan olguların 50 si 12 aylıktan küçük bebeklerdir. Atopik dermatit
küçük çocuklarda daha sık görülen kronik bir hastalık olmasına karşın
her yaştan hastayı etkileyebilir. Atopik dermatit bulaşıcı değildir.
Tedavisi
Akut evrede eski ilaçlar halen değerini yitirmemiştir; ihlamur ile
ıslatmalar, suyla tutulmuş hamur ya da bezoini olmayan taze domuz
yağıyla hazırlanmış hamur kompresleri, ellerde önemli bir akıntı varsa
2 gümüş nitrat eriyiği sürme. Pullanma evresinde indirgenler ihtiyol,
katran kullanılır. Yerel kullanılan kortikoidler çok büyük yarar sağlar
kıllı bölge ya da kıvrımlarında losyonlar, ıslak bögelerde kremler,
kuru bölgelerde merhemler, ama yüzde, flüorlu olmayanları yalnız kısa
sürelerde ve çok büyük ihtiyatla kullanılmalıdır.
Genel tadavi, özgü olsun olmasın duyarsızlaştırmayı öngörür.
Antihistaminikler, özellikle kaşıntıya karşı çok yararlıdır. Genel
kortizon tedavisinde ağır olgularda başvurulur, tedavi kesildikten
sonra çoğunlukla hastalık yine tekrarlar. Bazı kaplıcalarda yapılan
banyolar yararlı olabilir.
19 Mart 2009 11:54 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
bel soğukluğu
,
bel soğukluğu korunma
,
bel soğukluğu tedavisi
,
neisseria gonorrhoeae belsoğukluğu belirtileri
Neisseria gonorrhoeae ya da Gonokok olarak
adlandırılan bakterinin neden olduğu İdrar yolları, rahim boynu, rektum
ve boğaz ya da göz konjonktiva mukozalarını etkileyen en sık
rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Halk arasında
belsoğukluğu hastalığı olarak da bilinmektedir...
Gonore ayrıca deri ve eklemleri de tutabilir,kadınlarda kısırlığa neden olabilir.
Belirtiler
Kadınlar: Büyük bölümünde herhangi bir belirti vermez.Kadının
hasta olduğu ancak ilişkide bulunduğu erkeğin teşhisi konduktan sonra
ortaya çıkar. Belirti veren kadınlarda, ilişkiden birkaç gün sonra
genellikle 7-21 gün idrar yollarının ağzından yeşilimtrak veya sarı
renkte kötü kokulu iltihabi bir akıntı olur.Akıntı çevresinde
kızarıklık ve şişlik oluşabilir.Sık ve ağrılı idrar yapma şikayeti
görülebilir. Erken dönemde tedavi edilmezse enfeksiyon geriye doğru
ilerler ve mesane, rahim boynu, rahim, tubalar, overler, genital bölge
çevresindeki bezler ve rektum enfekte olabilir. Cinsel ilişki esnasında
ağrılar oluşabilir.
Erkekler:Erkeklerde ilişkiden sonraki 2-7 gün içinde belirtiler
ortaya çıkar.İdrar yaparken hafif bir sızlama hissi ile başlar ve
giderek daha ağrılı bir hal alır. İdrar yollarının ağzından irinli
sarı- yeşil akıntı gelir.Aynı zamanda akıntının geldiği bölgede
kızarıklık ve şişlikte oluşabilir.İdrar yapma hissi oldukça sıktır
ancak az miktarda idrara çıkılır.
Enfekte kişi ile yapılan anal seks ile rektumda yine akıntı, ağrı,
kızarıklık gibi şikayetlerle ortaya çıkan rektum gonoresi
oluşabilir.Oral seks ile boğazda gonore enfeksiyonu oluşabilir.Ayrıca
salgıların göze bulaşması sonucu konjonktivit de oluşturabilir.Gonoreli
bir anne tarafından doğurulan çocukta da gözlerde kızarıklık ve
akıntıya neden olan konjunktivit oluşturabilir. Tedavi edilmemesi
halinde körlüğe kadar ilerleyebilir.
Uygun tedavi edilmediği takdirde hem kadın hem de erkekte kısırlığa
neden olabilir. Ayrıca gonoresi olan kadınlarda dış gebelik görülme
olasılığı artmıştır.
Tanı:
Akıntıdan alınacak örneğin mikroskop altında incelenerek ikropların
görülmesi ile veya kültürünün yapılması ile kolayca konulabilir.
Tedavi:
Doktorunuz tarafından verilecek uygun antibiyotiklerle enjaktabl veya
ağızdan tedavisi mümkündür.Eşlerin birlikte tedavi olması gereklidir.
Korunma:
Cinsellikle bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi tek eşlilik ve
güvenli bir prezervatif kullanımı hastalıktan korunmayı sağlayacaktır.
13 Mart 2009 11:10 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
bitkiler
,
citlenbik
,
corek otu susam
,
defne yemişi
,
dut
,
faydalı meyveler
,
hus ağacı yaprağı
,
koca yemişler
,
sevkerak
,
yapıskan otu
,
şifa veren bitkilerin vucuda yararlı bitkiler
Bitkiler ve Sağlımıza Faydaları
Böbrekleri, karaciğeri,
dalağı zehirli ve zararlı maddelerden arındırır. Lenf kanseri dahil
olmak üzere, tüm lenf sistemi hastalıklarında kullanılmalıdır. Lenf
sistemindeki tıkanıklıkları açar ve zararlı maddelerden arındırır.
Dölyatağı hastalıklarında da kullanılabilir. Bitki çayı, çay içimi,
dıştan kompres ve yıkama biçiminde, deri hastalıklarına, yaralara
karşı kullanılabilir. Bitki, epilepsi (sarah) hisleri, Parkinson
hastalığı, sinirsel hastalıklar, idrar tutukluğu, kum ve taş
rahatsızlıklarında da önerilir. Her tür böbrek hastalığı ve böbrek
iltihabına karşı, yapışkanotu - altınbaşak eşit karışımının çay ile
kürsel uygulanmalıdır.
Yapışkan otunun kullanımı
Yapışkan otu çayı: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki,
orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve
5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Günle 2-5 bardak taze demlenmiş
çay, gargaralar eşliğinde soğutulmadan içilir.
Yapışkan otu
merhemi: İyice yıkanarak ince kıyılan nemli bitkinin özsuyu, mutfak
robotu kullanılarak elde edilir. Oda sıcaklığındaki tereyağı ile bitki
özsuyu iyece karıştırılır ve elde edilen merhem buzdolabında saklanır,
üzün süre dayanmaz, küflenir.
İltihaplara karşı huş ağacı
Yarım
veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış huş ağacı yaprağı, orta boy bir su
bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 10 dakika
demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir.
Bedendeki
sıvı birikimlerini (ödemleri), böbrekleri kesinlikle yormadan veya
tahriş etmeden çözebilir. İdrar kesesi iltihabına ve idrar yolları
iltihabına karşı etkiliciir. üzün süreli bitki çayı kullanımının
sonucunda, bedendeki ürik asit düzeyi aşağı çekilebilir. Romatizma,
gut ve artrit rahatsızlıklarına karşı da kullanılabilir.
Dut özellikleri
* Meyve,yaprak ve kabuklarından yararlanılan bu bitkinin ,yaklaşık 12 türü vardır.
* Hemen her bölgede ve ülkede yetişir.
Dut faydaları
* Kan yapıcı özelliği vardır. İştahı açar. Kilo aldırır.
* İdrarı söktürür. Mideyi güçlendirir.
* Kabız yapıcı özelliği vardır.
* Böbrekteki yağ oranını dengeler.
* Bağırsakların çalışmasını düzenler.
* Anjin hastalığının tedavisinde kullanılır.
Defne ağacı (defne yemişi) özellikleri
* Hemen hemen heryerde yetişen bu bitkinin birkaç türü vardır.
* Özellikle yabanisinden faydalanılır.
* Yaprakları dökülmeyen bu hoş kokulu bitkinin yine yemiş ve yapraklarından yararlanılır.
Defne ağacı (defne yemişi) faydaları
* Müzmin baş ağnlannı geçirir.
* Doğum zorluklarını giderir.
* Adet gecikmelerinde etkilidir.
* Romatizmal ağrıları dindirir.
* Mide iltihaplarını kurutur.
* Karaciğer hastalıklarına iyi gelir.
Çörek otu (çöre otu, siyah susam, şevkerak) özellikleri
* Yaz aylarında mavi ve yeşil renkte çiçekler açan çörek otu, yol kenarlarında ve ekin tarlalarında yetişir.
* Olgunlaştıktan sonra toplanan meyveleri, güneşte kuru tulmak suretiyle kullanılır.
* Bu tohumlar,ekmek ve çöreklere lezzet verici olarakda katılır.
Çörek otu (çöre otu, siyah susam, şevkerak) faydaları
* İştah açtığı gibi uyarıcı olarakta kullanılmaktadır.
* Süt ve idrar arttırıcı özelliğe sahiptir.
* Adet kanamalarını düzenler.
* Ayrıca yağı saç dökülmesine ve kepeğe karşı yavaşlatı cı olarak kullanılmaktadır.
* Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
Çitlenbik (melengiç) özellikleri
* Yaklaşık yetmiş çeşidi olan bu bitkinin meyvesinden ,yapraklarından, tohumundan ve sakızından yararlanılır.
Çitlenbik (melengiç) faydaları
* Ağız salyasının kesilmesini sağlar.
* Saçları koyulaştırrr. İdrarı söktürür.
* Midedeki müzmin ağrıları geçirir.
* Yaraları iyileştirici özelliği vardır.
* Dalak için çok yararlıdır. Öksürüğü keser.
* Ayak terlemesini önler. Şişmanlatıcı özelliği vardır.
* Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar.
Çilek (koca yemiş) özellikleri
* Saplar sürüngen olan bu bitkinin beyaz çiçekleri vardır, birçok türü bulunur.
* güzel kokuludur meyvesinden yararlanılır.
Çilek (koca yemiş) faydaları
* Mide ve bağırsak tembelliğini giderici özelliğe sahiptir
* Vücuda zindelik verir.
* Hastalıklara karşı bağışıklık kazandırır.
* Tansiyonu düşürür. Îdrarı söktürür.
* Bağırsak parazitlerinin dökülmesini sağlar.
* Safra hastalığının iyileşmesine yardımcı olur.
* Karaciğer yetmezliğine iyi gelir.
* Ateş düşürücü özelliği vardır. Cildi güzelleştirir.
* Diş taşlarının erimesinde yardımcı olur.
* Damar sertliğine iyi gelir. Mideyi kuvvetlendirir.
* Romatizmal hastalıklara iyi gelir.
13 Mart 2009 11:07 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
apse
,
apsenin belirtileri
,
apsenin tedavisi
,
diş apsesi
,
dişin curumesi
,
doldu
,
dıs iltihabı
Apse Nedir?
Bazı kişiler diş curumesi
ciddi bir sağlık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve doğru
şekilde müdahale edilmediğinde, daha çok sorun yaratan bir hastalığa
yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin
verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemiğe yayılır. Bu abse olarak bilinir.
Eğer enfeksiyon kemiğe ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü
ve şişmiş doku ağrıya neden olabilir. Eğer kök ölürse, ağrı yok olacak,
ancak yavaş yavaş da bitişik kemiğe zarar verecektir. Enfeksiyonun bir
bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş
eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol
açabilir.
Apse Belirtileri
- Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde ağrı;
- Sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;
- çiğnerken ağrı;
- Boyunda şişmiş lenf düğümleri
- Ateş ve genel kırıklık.
Apse Teşhis
Eğer
dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir ağrı varsa, çiğnerken ağrı
duyuyorsanız ya da sıcak ya da soğuk yiyecek ve içeceklere karşı
hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş
lenf düğümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.
Sızlayan
dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir
ve patlarken ağzınızda kötü tat ve koku bırakan yoğun bir sıvı
çıkarabilir. Aynı anda, ağrı büyük bir olasılıkla geçecektir. Eğer bu
semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal diş hekiminize
başvurun. Diş hekiminiz dişinizi muayene eder ve ne yapılması
gerektiğine karar verir.
Apsenin Tedavisi
Diş
hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir ağrı giderici alarak
apse ağrısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini doğrudan
dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. Ağzınızı saat başı
ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici
değildir.
Geçmişte,
apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar
altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş
hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.
İlk
adım olarak, diş hekiminiz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek
için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun
vücudunuzun diğer bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız
için ayrıca reçeteye ağrı giderici ilaçlar yazabilir.
Dişinizi
kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o
dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş
özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde
bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra eğer şişme
devam ediyorsa, diş hekiminiz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup
olmadığını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.
Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra
Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek
isteyecektir. Tekrar gördüğünde ise apsenin bıraktığı boşlukta kemik ve
dokunun büyüyüp büyümediğini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir.
Eğer boşluk sağlıklı görünüyorsa, tedavi biter. Enfeksiyon devam
ederse, ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun
(zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan
kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.
13 Mart 2009 11:03 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
kalb icin oneriler
,
kalbi koruma
,
kalp sağlığı
,
kalp sağlığını koruma
,
krizi ihtimalini dusurme
,
sağlıklı bir kalp icin
• Kalbimizi rahatsız eden bazı risk faktörleri üstünde fazla bir şey
yapamayız. Risk oranı yaş ilerledikçe artar. Ancak kadınlar, menopoz
dönemine kadar kalp hastalıklarına yakalanma bakımından daha
korunaklıdırlar. Ne var ki bu devreden sonra erkeklerle kadınların kalp
hastalıklarına yakalanma olasılığı eşit duruma gelir. Bunun yanı sıra
kalıtım da Önemli bir etken. Ancak diğer risk faktörlerini
denetleyebilir ve kontrol altında tutabiliriz. Bunların başlıcalan
yüksek kolesterol, tansiyon, sismanlık, şeker hastalığı, hareketsizlik,
sigara, stres ve duzensiz beslenme gibi faktörlerdir.
• Yağların
vücuttaki dağılımı, kalp krizinin en önemli habercilerindendir.
Özellikle kadınlarda görülen yağların baldırlar ve yan taraflara
toplanması kadınlar için o kadar önemli olmazken erkeklerdeki yağların
göbek bölümünde toplanması, kalp krizi rikini Kadınlara oranla iki
misli artırıyor, kalp hastalıkları riskini de on bir kez çoğaltıyor.
•
Normal elektro çekilirken uzanmak ve hareketsiz kalmak yanlış sonuçlar
doğurabilir ve kalbimiz hakkında yanlış bilgiler verebilir. Bu nedenle
pedal çevirirken veya merdiven çıktıktan sonra eforlu bir elektro
kontrolü daha doğru sonuçlar verir.
• Kalp krizinin belirtileri
aynı deprem gibi önceden ortaya çıkmaz. Ancak çoğu kez kalp krizi bir
göğüs veya sol kolumuzdaki bir ağrıdan hemen sonra ortaya çıkar. ‘Diğer
bazı sinyaller ise, kalp atışlarının aniden hızlanması, küçük eforlar
için büyük zorluk ve yorgunluk, şişen bacak ve topuklar, göğüste basınç
hissi soğuk terlemeler, mide bölgesinde ağrıdır.
• ilk ağn
ortaya çıktığında vakit kaybetmeyin. Efor sarfetmeyip yarı oturur bir
biçimde uzanın, bir aspirin alın. Damarlardaki tıkanıklığı önleyen
ilaçlar ancak erken müdahalede yararlıdır. Ani bir kalp krizinde göğüs
ve gerekirse solunum masajı en önemli ilk yardım önlemleridir.
•
Beslenme açısından günde üç öğün yemek yararlıdır, içinde süt ve yoğurt
bulunan iyi bir kahvaltı başlangıç için idealdir. Aşırı kolesterol
bulunan etli ve yağlı yiyeceklerde aşırıya kaçmamak, bolca meyve, ve
sebze yemek gerekir. Alkollü içkilerden şarap iki kadehi geçmemeli ve
kesinlikle sert içkiler içilmemelidir.
• Şeker hastalığı kalp
krizini artıran faktörlerin başında gelir. Bu yüzden bu hastalar
sürekli olarak glisemilerini yani kan şekerlerini ölçtürmeli ve
tansiyonlarını kontrol altında bulundurmalıdırlar.
• Sigara
içme alışkanlığı, kalp krizi olasılığını beş kez artırır. nikotin kalp
atışlarını artırırken damarlardaki tansiyonun yükselmesine sebep
olarak, damarların tıkanmasını kolaylaştırır. Sigarayı bırakan bir
kişi ancak 5-7 yıl sonra hiç içmemiş biriyle aynı kalp krizi riskine
sahip olur.
• Stres de kalp hastalıklarına yol açan başka bir
etkendir. Stresli bir olay karşısında organizmamızdan salgılanan bazı
hormonlar damarları hasara uğratarak kalp krizi riskini artırır. Bu
nedenle yaşamı daha sakin ve rahat karşılamanın yollarını bulmak
gerekir.
• Fiziksel bir etkinlik veya spor düzenli yapıldığında
kalp krizi riskini azaltabilir. Haftada en az üç kez yirmişer dakika
spor çok yararlıdır. Tenis ve duvar tenisi gibi fiziksel ve sinirsel
gerilim yapan ve dikkati yoğunlaştırmayı gerektiren sporlardan uzak
durun.
Bu önlemlere sağlıklıyken uyulması halinde kalbin sahibine ve çevresindekilere sürpriz yapmasına izin verilmemiş olunur
13 Mart 2009 11:01 · gfb_nightwolf · 0 fav
· Etiketler
sişmanlık
,
şismanlık kalp
,
şişmanlığın zararları
Kalp Sağlığınız İçin Şişmanlık İyi Değildir
Enfarktüse zayıflar
şişmanlardan daha iyî tahammül etmektedir. Lüzumundan fazla yağ
Miyokart Enfarktüsü ve et, kalp üzerine bir yük teşkil eder. kadar
şişmansa bu fazla et ve yağı için o kadar uzun damarlara ve kalbin de
o’. dar fazla çalışmasına ihtiyaç vardır. Hastalanmış bir kalp bu
vazifeyi ifada güçlük çeker. Şişman erkeklerde miyokart enfarktüsünden
ölüm nispeti zayıflara nazaran %40 fazladır. Kadınlarda nispet, daha
yüksek olup şişman kadınlar miyokart enfarktüsünden zayrf kadınlara
nazaran %75 daha fazla ölürler. Kadınlar şişmanlarlarsa erkeklere
nispetle haiz oldukları avantajı tamamen kaybederler. İncelemeler
gösteriyor ki kalp damarı sertİeşmiş kimselerde fazla şişmanlık çok
tehlikelidir. Her kilo alışla tehlike biraz dana artar. Hekiminizin
size kilo kaybetmeniz için yaptığı ısrarları makul görüp ona yardım
etmelisiniz. Kilo kaybetmek pek zor birşey değildir. Dikkatle tanzim
edilen bir diyet, bu.iş için kâfidir. Kalbinizin damarlarında olup
bitene karışmak pek elinizde değilde de iştahınızla mücadele etmek
elinizdedir.