| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Haberler ve MakalelerRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

Dünya Bu Haberi Konusuyor 

Daily Telegraph: “Erdoğan, Peres ile yaptığı ateşli tartışmanın ardından toplantıyı hışımla terk etti” başlığıyla verdiği haberde, “Erdoğan’ın öfkesini, ’Benim için Davos bitti’ diyerek ifade ettiğini” yazdı.

Guardian: Gazete, “Toplantıyı izleyen iş ve siyaset dünyasının liderleri, nazik diyalog ve uzlaşma arayışıyla tanınan insanlar için Peres ve Erdoğan’ın seslerini yükseltmeleri alışılmamış bir şeydi” yorumunda bulundu.
Gazete, ABD Başkanı Barack Obama’nın danışmanı Valerie Jarrett’in “gördükleri karşısında hayretten donup kaldığını” yazdı.

Independent: Haberi “Türk Başbakanı Peres’le kavga etti” başlığıyla verdi. Gazete, iki liderin seslerini yükseltmesinin Davos’ta hayli alışılmadık bir durum olduğunu belirtti.
Times: Bu yıl sönük geçen Davos toplantılarında ilk heyecanlı olayın Gazze panelinde yaşandığını belirten gazete, Erdoğan’ı, “öfke nöbeti geçiren Türk” olarak tanımladı.
“Türkiye, Başbakanını ‘Davos Fatihi’ gibi karşıladı” denildi.
Financial Times: “Dünya Ekonomik Forumu, diplomatik bir kavga ile sarsıldı” diye yazdı. Gazete, “Davos toplantılarında bugüne kadar ortaya çıkan en büyük olaylardan biri” dedi.
BBC: BBC’nin internet sitesindeki haberde, Erdoğan’ın Türkiye’ye dönüşünde “kahraman gibi karşılandığı” belirtildi. BBC, “Başbakan’ı karşılamaya gelenlerin bazılarının ’dünyanın yeni lideri’ yazılı pankartlar taşıdığını” vurguladı.
Reuters: İngiliz Reuters haber ajansı Başbakan Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’le yaşadığı tartışmanın ardından toplantıyı terk etmesinin kısa vadede Türkiye’nin Ortadoğu’daki aracı rolünü zedeleyeceği, ancak uzun vadede bölgedeki etkisini güçlendireceğini öne sürdü.New York Times: Erdoğan’ın Peres’e yüklenirken, “yüzü kıpkırmızı oldu ve bir eliyle moderatörün kolunu tuttu” diye yazdı.
Washington Post: “Türkiye Başbakanı, İsrail Cumhurbaşkanı’nı “İnsanları öldürüyorsunuz” diye azarladıktan sonra, sahneyi kıpkırmızı bir yüzle terk etti” diye yazdı.
Gazete, Obama’nın danışmanı Jarrett’ın “afalladığını” belirtti.
Wall Street Journal: Türkiye, bölgede İsrail ile normal ilişkileri olan az sayıda Müslüman ülkelerinden biri” diye yazdı.
Washington Times: “Türkiye, Gazze konusunda İsrail’i hırpaladı” ifadesini kullandı.İSPANYA  ABC: “Erdoğan’ın öfkelenerek paneli terk etmesi, Gazze’nin somut sonuçlarıdır” diye yazdı.
El Mundo: “Davos’ta iki gündür görülen sakin ortamın Erdoğan’ın öfkeli şekilde panel salonunu terk etmesinden sonra bozulduğunu” savundu.
La Vanguardia: Gazete, Türkiye ile İsrail arasındaki tarihi ittifakın bozulma ihtimalinden söz etti.ALMANYA
Bild: “Davos’ta İsrail’e karşı nefret konuşması - Türkiye Başbakanı’nın hışmı” başlığıyla haberi birinci sayfadan veren gazete, Erdoğan’ın, “Öldürmeye gelince, siz ö
öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” sözlerine yer verdi.
Die Welt: Erdoğan’ın Peres’i eleştirdiğini yazdı.YUNANİSTANNET TV: Yunan devlet televizyonu, “Davos’da sıcak olay” başlığıyla sunduğu haberde, “Erdoğan’ın çıkışı ve Davos’u terk etmesi uzun vadeli, derin düşünceli bir dış politika hamlesi. Bu eylemle Türkiye, Arap dünyasında sempati kazanıyor, bu öyle zor bir gelişme ki, Polonyalı veya Çek’lerin Rusya’ya sempati duyması gibi bir şey” ifadesini kullandı.
İsviçre, Belçika ve Macaristan gazeteleri de olaya yer verdi.

İsrail Başbakanı Ehud Olmer Gazzeli Cocuklar İcin Aglamis. 

israil’in Kanal 10 televizyonunun canlı yayınına çıkmadan hemen önce bombalanan evinde 8 çocuğundan 3’ünün öldüğünü öğrenen Filistinli doktor İzzeddin Ebul Eyş’in yaşadığı acı, bütün dünyada yankılanmıştı. Olmert de, Maariv gazetesine verdiği demeçte, “Onu görünce ağladım. Kim ağlamadı ki? Nasıl ağlamazsınız?” sözleriyle anlattı. Olmert, Gazze’deki can kaybının çok yüksek olmasıyla ilgili bir soruya ise, “Savaşı kazandığınız zaman, karşınızdaki sizden daha fazla zarar görür. Ne isterdiniz, yüzlerce askerimizin ölmesini mi?” dedi.Ben sundan eminimki akan göz yaslarının tamamı timsah goz yası oldundan eminin

aralarında 2 eski milletvekili ile çok sayıda doktorun da bulunduğu 30 kişilik heyet, gazze sınırınde bekliyor 

Önceki gün ulaştıkları Refah Sınır Kapısı’ndan geçişlerine izin verilmeyen, eski AKP milletvekillerinden Süleyman Gündüz ile Muhammet Polat’ın da dahil olduğu 30 kişilik grup, Mısırlı yetkililerin bölgeyi terk etmelerini istemelerine karşın bekleyişlerini dün de sürdürdü. 
Gazze’ye giriş yapmak için çeşitli girişimlerde bulunduklarını, ancak herhangi bir sonuç alamadıklarını anlatan Türk heyetindeki yetkililer, “Gazze’ye Fransız, Alman, İrlandalı gibi çok sayıda yabancı heyetin geçişine izin verilmesine rağmen Türk heyetine kaba kuvvete varan bir davranış gösterilmesine ve izin verilmemesine bir anlam veremedik” diye konuştu.

Cocuklarımızın Okul Oncesinde(0/6) ve Okul Sonrasında(6/10) Nasıl Beslenmelidirler 

Anne sütü içerdiği makro ve mikro besleyiciler ve koruyucu özellikleri ile türe, bireye, aynı bireyde laktasyon evrelerine veya aynı emme sırasında farklı zamanlara (ilk,son) özel benzersiz bir besindir. Günümüzde artık anne sütünün verilip verilmeyeceği değil; hangi özelliklere dikkat ederek,; etkili, yeterli süre ile ve miktarda nasıl verilebileceği tartışılmaktadır.
İlk 6 ayda yalnızca anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara ve alerjik hastalıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler, kognitif ve görme fonksiyonları daha iyi gelişmekte, yeterli anne sütü alan bebeklerde ileriki yıllarda şeker hastalığı, lenfoma, inflamatuar barsak hastalıkları daha az görülmektedir. İlk 6 ayda bebeğinizi sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yararlanmasını engeller.

Anne sütü ve emzirmenin; korunma, özendirilme ve desteklenmesi ile ilğili olarak 30 temmuz-1 ağustos 1990 tarihleri arasında italyanın Floransa kentinde yapılan WHO/UNICRF toplantısında Innocentil bildirgesi hazırlanarak kabul edilmiştir. Emzirmenin eşi bulunmaz bir beslenme yöntemi olduğu, yaşamın ilk 6 ayında bebeğin sadece anne sütü ile emzirildiği ve bunu izleyen dönemde 2 yaşına dek anne sütüne ek besinlerle devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu aylarda, hastalık durumu ve çok sıcak havalar dışında bebeğinizin su gereksinimi yoktur. Eğer vermeniz gerekli ise kaynatılmış ve şekersiz su veriniz.

İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir, bebeğinizi sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız.

Anne sütünün artmasını sağlamak için göğüslerinizin boşalması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğinizi sık besleyiniz. Bebeğinizin emmediği durumlarda göğsünüzü pompa ile mutlaka boşaltınız.

Tüm annelerin sütü yararlıdır. Sütünüz size sulu gelebilir. Bu anne sütünün genel özelliğidir, bu konuda endişe etmeyiniz.

Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir. Bu durum normaldir, endişelenmeyiniz.

Bebeği emzirirken göğüs uçlarında acıma, çatlak gibi durumlar sık görülebilir. Bu durumda bebek sık emzirilmeli ve göğüs başları kuru tutulmalıdır.

Emziren anneler her zaman sutyen giymelidirler. Sutyen bol ve pamukludan yapılmış olmalıdır.

Anne sütünün yetmediği inancı ile doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde 6 defa beslenebilen, bezini günde 6 kez ıslatan ve 1-2 kez de kaka yapan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir.

Anne sütünün yeterliliği en iyi, çocuğun gereken kiloyu alması ile anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrolüne götürünüz.

Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra 20 dakika kaynatılarak steril edilmiş şişelerde buzdolabı raflarında 24 saat, buzlukta ise 6 ay saklayabilir. Saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.

Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemelidir.

Emzirme Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
1. Emzirmeye başlamadan önce ellerinizi yıkayınız.

2. Emzirirken sırtınızı dayayabileceğiniz şekilde rahat oturunuz.

3. Her gün banyo yapamayan anneler, meme başlarını günde bir kez sabunlu su ile silmelidirler. Meme başlarının nemli olması meme başı çatlaklarına yol açar.

4. Emzirirken meme ucu ve etrafındaki kahverengi halkanın çocuğun ağzını tamamıyla kapatacak şekilde olmasını sağlayınız.

5. Emzirirken çocuğunuzun burun deliklerinin açık olmasına dikkat ediniz.

6. Her emzirme öğününden sonra bebeğinizin gazını çıkarttırınız.

7. Beslenme programını bebeğinizin isteğine göre düzenleyiniz. Bu istek 2 saat aralıklarla bile olabilir, buna uyunuz.
Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle anneler;

1. Günde 2 lt (10 su bardağı kadar) sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto, çorbalar vb.) almalıdır.

2. Günlük beslenmesinde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et, 1 adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek, 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne, süt verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.

Ek Besinler Ne Zaman?
İlk 6 ay içinde verilen besinler pütürsüz ve topaksız olmalıdır. Daha sonra bebeğinizin artan ihtiyaçlarını karşılamak için ek besinlere geçmek gerekir. Bu besinler evdeki yiyeceklerden bir süzgeç yardımıyla püre haline getirilerek hazırlanabilir.
Bundan sonraki birkaç ayda bebeğin çiğnemeye alıştırılması için, yavaş yavaş pütürlü ve topaklı mamalar verilmelidir. 12. ay civarında, evde yenilen yiyeceklerin tamamı olmasa bile çoğunluğu bebeğe verilmeye uygundur.
Eğer bebeği emziriyorsanız; 1. yaşın sonuna, hatta daha sonrasına kadar emzirmeye devam edebilirsiniz.
Çocuğu değişik tadlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran (meyve suyu veya püresi, sebze çorbası veya püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta vs.) besleyici değeri yüksek, alerji yapma olasılığı az olan besinlerdir. Ek gıdalar, kaşıkla veya bardakla verilmelidir. Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri, çocuk aç iken alışık olduğu gıdalardan önce veriniz. Yeni verilen yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda, çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz. Çocuğunuzun sevmediği yiyecekleri vermekte ısrar etmeyiniz, 1-2 gün sonra tekrar deneyiniz. Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri zaman zaman tekrar deneyiniz.
1. Meyveler
İlk verilecek ek gıdadır. Elma, şeftali, mandalina gibi meyvelerin suları, 1-2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır.

Elma

Elma yıkanır, kaynar sudan geçirilir, soyulur. Cam rendede veya makinede püre haline getirilir. Çift kat tülbentten suyu sıkılır. Su veya püre olarak yedirilir.

Şeftali

Şeftali yıkanır, kaynar sudan geçirilir, kabuğu soyulur, dilimlere ayrılır, çatalla veya makinede püre şekline getirilir. Tülbentten suyu sıkılır. Su veya püre olarak yedirilir.

Muz

Çatalla veya makinede püre şekline getirilir. İsteniyorsa portakal veya elma suyu ile biraz sulandırılabilir.

2. Sebzeler
Karışık Sebze Maması

6. ayında (meyve sularına başlandıktan 1-2 hafta sonra) genellikle öğle öğününde, 1-2 tatlı kaşığından başlanıp yavaş yavaş arttırılarak verilir. Başlangıçta koyu çorba, ilk haftadan sonra koyu püre şeklinde hazırlanır.

1. Hafta (Sebze Çorbası)

4 su bardağı su, 1 tutam tuz, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45-50 dakika ağzı kapalı kapta pişirilir. Düdüklü tencere kullanılıyorsa 1,5 su bardağı su ile 10-15 dakika pişirilmesi yeterlidir. Tel süzgeçten aktarılarak hiç ezmeden sebzelerin suyu bir kaba alınır.Bir çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika kaynatılır.

2. Hafta (Basit Sebze Püresi)

Yukarıdaki gibi pişirilir. Tel süzgeç veya makinede havuçlar ve patatesler tamamen ezilerek püre şekline getirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak yukarıdaki şekilde mamanın hazırlanması tamamlanır.

3. Hafta (Karışık Sebze Püresi)

4 su bardağı su, bir tutam tuz, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patatese ek olarak 1 çay kaşığı pirinç ve her gün, bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler (örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz+bir kaç yaprak ıspanak, ertesi gün bunlara ek olarak 1/4 enginar, 1/4 domates vb.) eklenir. Tel süzgeç veya makineden geçirilerek elde edilen püreye yine 1 çay kaşığı irmik ilave edilerek 5 dakika daha pişirilir.

4. Hafta (Tam Sebze Püresi)

Yukarıdaki şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı margarin yağı veya pastörize tere yağ katılır.

7. Ayda

Sebze çorba veya püresine bir yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş) eklenmelidir.

3. Muhallebi
6. ayından itibaren, sebze püresinden 1-2 hafta sonra başlanır. Genellikle akşam öğünü olarak verilir.

İnek Sütü Muhallebisi

1 su bardağı süt, 1 tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı şeker ile yapılır. Soğuk sütün bir kısmı ile pirinç unu iyice ezilir. Kalan süt eklenir ve karıştırılarak pişirilir. İnmeye yakın şeker eklenir.

Formül Sütler İle Muhallebi

1 su bardağı su, 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra 6 ölçek formül süt katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir.

4. Yoğurt
Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt muhallebi yerine de verilebilir:

Evde Yoğurt Yapımı

Bir litre süt kaynatılır. Bir kaç dakika, parmak dayanıncaya kadar soğumaya bırakılır. Bir çorba kaşığı yoğurt, 1-2 kaşık sütle sulandırılarak süte eklenir ve yavaşça karıştırılır. Yaptığımız kabın kapağı kapatılıp, üzeri sarıldıktan sonra, hareket ettirmeksizin sıcak bir ortamda 6-7 saat bekletilir.

5. Kahvaltı
Yedinci ayından itibaren çocuk yukarıdaki besinlere alıştıktan sonra başlanır.

Hazırlanışı

Formül süt, peynir, reçel veya pekmez, ekmek ile hazırlanır. Tuzu çıkartılmış peynir ve reçel süt içinde ezilir ve karışıma ekmek içi katılır. Önce 1 -2 tatlı kaşığı olarak başlanır ve miktarı giderek arttırılır. 1 yaşından önce alerji yapma özelliği nedeni ile bal verilmemelidir. Kahvaltıya arzu edilirse 1 çay kaşığı yağ eklenebilir. Kısa süre sonra peynir, reçel, yağ, ve ekmek, sütten ayrı olarak verilebilir.

6. Yumurta
Yabancı protein olarak alerji yapabilecek besi maddesi olduğu için küçük miktarlardan başlayıp giderek artırılarak verilir. Isı ile proteinler kısmen parçalanarak alerjik özellikleri de azalır. İlk başlandığı zaman (6 aylıkta) yumurta katı pişmiş olarak ve yalnız sarısı verilir. 1/2 kahve kaşığı yumurta, sebze öğününden hemen önce, 1/2 kaşık sebze ile karıştırılarak verilir. Gün aşırı ve her defasında miktar arttırılarak 8-10 günün sonunda sarısının tamamı verilir. Alerjik belirtiler (kusma, ishal, deride döküntü) görülen çocuklarda kesilir ve 2-3 hafta sonra yeniden denenir. Belirtiler tekrarlıyorsa verilmez. İyi tahammül edenlerde, 7 aylıkta yumurta sabah öğününe alınır. Haftada 3-4 yumurta sarısından fazlası verilmemelidir. Yumurta akı alerji yapabileceğinden, 12. aya kadar önerilmez.

7.Kıyma
Altıncı ayın sonundan itibaren, bebeğiniz tam bir öğün sebze püresi almaya başladığında, püreye kıyma şeklinde et ilavesi yapabilirsiniz. Bir öğün sebze püresi içine bir çorba kaşığı kıyma yeterlidir. Diğer öğünlerde, baharatsız ızgara köfte veya tavuğun beyaz eti didikleyerek küçük parçalar halinde sebze pürelerine eklenebilir.

8. Köfte
Yağsız, sinirsiz dana veya sığır kıymasından, çok az ekmek ufağı ve tuz ilavesiyle hazırlanır.Yağsız tavada veya ızgarada pişirilir. İçinin de iyice pişmesine dikkat edilir.Sebze maması veya ayrı olarak yedirilir.

9. Balık ve Tavuk
Yedinci aylıktan sonra haşlanmış veya ızgarada pişirilmiş beyaz etli balıklar verilebilir. Tavuk eti makineden geçirilerek hazırlanır. Kılçıklı balıkların iyi ayıklanması gerekir. Alerji yönünden dikkatli olunmalıdır.

10. Tahıl Çorbaları
Mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbaları çocuğa 9. ayından itibaren değişik tadları öğretmek açısından verilebilir.

11. Karaciğer Püresi
Dana veya kuzu karaciğeri yıkanır. Üzerindeki zar çıkarıldıktan sonra, yağsız tavada veya haşlanarak pişirilir. Rendelenerek veya makinede püre haline getirilip, sebze püresine karıştırılarak verilir. İlk 5 günde 1-2 çay kaşığı (5g.)`dan başlanarak 1-2 çorba kaşığına çıkarılır. Karaciğer haftada birden fazla verilmez. Ayrıca beyin vermenin de herhangi bir faydası yoktur.

Okul çocuklarının beslenmesinde, sağlıklı beslenmenin genel ilkeleri geçerlidir. Bunlar;

# Besinlerde çeşitliliğin sağlanması.
# Sağlıklı vücut ağırlığının korunması.
# Nişastalı karbonhidratlar ile liften zengin besinlerin dengeli tüketilmesi.
# Yağ ve şekerin sınırlandırılması.
# Vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasıdır.

Bu dönemde lifli gıda ile beslenme miktarı biraz daha artırılabilir. Yağ oranı ise %10 oranında tutulmalıdır. Beslenme dikkatlice değerlendirildikten sonra yetersiz alımı olan çocuklara vitamin takviyesi yapılmadan önce bir uzmana danışılmalıdır. Gelişi güzel ve fazla miktarda verilen vitaminin de çocuğa zararlı olduğu bilinmektedir.

Tuz ve yağdan, özellikle de doymuş yağdan zengin, lif ve antioksidan maddelerden fakir beslenme şeklinin kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklar ve bazı kanser türleri ile yakın ilişkisi olduğu bilinmektedir. Bu tür gıdalar da mümkün olduğunca sınırlı verilmelidir. Birçok hazır besinin içeriğinde bulunan E 123, E 110, E 212, E 330 gibi katkı maddeleri en fazla tartışılanlar arasında yer almaktadır. Katkı maddeleri içeren ya da suni olarak tatlandırılan diyet ürünlerin çocuklar tarafından tüketilmemeleri önerilmektedir.

Bebeklerde Sarılık Baslangıcı(yeni dogan sarılıgı) 

Yenidoğanların birçoğu ikinci veya üçüncü günde sarılaşmaya başlar. Kafadan başlayan ve ayak parmaklarına kadar yayılan sararma kandaki biluribinden kaynaklanır ve gözlerin beyaz kısımlarını bile tutabilir. Oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin normal yıkım ürünlerinin sonuncusu olan biluribin genelde kan dolaşımından uzaklaştırılır, karaciğerde işlemden geçirildikten sonra böbrekler kanalı ile atılır.



Ancak yenidoğanlar olgunlaşmamış karaciğerlerinin kaldıracağından fazla miktarda biluribin üretirler. Sonuç olarak biluribin kanda birikir ve normal veya fizyolojik dediğimiz sarılığı oluşturur. Fizyolojik sarılıkta sararma bebeğin yaşamının ikinci veya üçüncü gününde başlayıp ve bebek bir haftalık veya on günlük olduğunda azalır. Böbrekleri daha az olgunlaşmış olan premature bebeklerde sararma daha da geç başlar (genelde 3-4. günde) ve daha uzun sürer.

Fizyolojik sarılık daha sık oğlan bebeklerde, doğumdan sonra çok kilo kaybeden bebeklerde, anneleri diabetik olanlarda veya yapay sancı ile doğurulan bebeklerde görülür. Bazen doktor fizyolojik sarılığı olan bebeği gözlem ve tedavi amacı ile bir süre hastanede tutmak isteyebilir. Çoğu zaman, biluribin düzeyleri gittikçe azalır ve bebek problemsiz evine döner.

Patolojik sarılık yani ciddi bir hastalığı ifade eden sarılık nadir görülür. Fizyolojik sarılıktan daha geç yada doğuşta görülür ve kan biluribin düzeyleri çok yüksek seyreder. Doğumda yada ilk günlerde görüldüğünde kan gurubu uyuşmazlığından (anne ve bebeğin Rh faktörleri farklı) kaynaklanan hemolitik hastalığı gösterir. Daha sonra (genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde) görülen sarılık karaciğerin çalışmasındaki bozukluktan kaynaklanır.

Patolojik sarılık genelde kalıtsal olan kan veya karaciğer hastalığı gibi nedenlerle ve intrauterin (rahimiçi) ve yenidoğan enfeksiyonları ile oluşabilir. Anormal derecede yüksek biluribin düzeylerini normale getirmek için uygulanacak tedavi bu maddenin beyinde birikerek kernikterus adlı bozukluğun önlenmesini sağlar. Kernikterus ciddi bir hastalıktır ve beyin hasarı, hatta ölüme yol açabilir.

Hafif fizyolojik sarılık genelde tedaviye ihtiyaç duymaz. Daha ağır olgular UV ışığının kullanıldığı fototerapiyle etkili bir biçimde iyileştirilir. Tedavi sırasında gözleri ışından zarar görmemesi için kapatılır ve vücutları çıplaktır. Ayrıca çok fazla sıvı kaybettikleri için bebeğe dışardan sıvı verilir.

Patolojik sarılığın tedavisi nedenine göre yapılır fakat bunda da fototerapi, kan transfüzyonu ve ameliyattan faydalanılabilir. Ayrıca biluribin (sarılığa neden olan ve kanda biriken madde) üretimini engelleyen ilaçda tedavide kullanılabilir. Daha büyük çocuklarda sarılık kansızlık, karaciğer enfeksiyonu veya karaciğerin yeterli çalışmadığını gösterir ve mümkün olduğu kadar çabuk doktora başvurmalıdır. Ebeveynlerin bebeklerinin cildinde ve göz aklarındaki renk değişikliğine dikkat etmesini isteyen Kılınç, bebeğin sarılığının doğal ışıkta değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kılınç, sarılığın önce yüzde ardından gövdede fark edildiğini ve ilerledikçe ayaklara doğru yayıldığını, parmağın bebeğin burun ucuna ya da alnına bastırıp çekilmesi durumunda sarı bir renk ortaya çıkıyorsa doktora başvurmak gerektiğini bildirdi.
Kılınç, “tüm yeni doğan bebekler hastaneden çıkmadan önce mutlaka sarılık yönünden değerlendirilmesi ve riskli olan bebekler gözetim altında tutulmalı. Kandaki bilirubin çok yükselecek olursa bebeğe zarar verebilir, beyinde hasar oluşturabilir.

Bebegin Kordon Kanının Saklamasının Fayadası 

Bebeğin kendi kordon kanı daha ileriki yaşları için sigortasıdır. Kordon kanı kök hücresi, bebeğin kendi kanı olduğu için uyum sorunu yoktur, ayrıca aile bireylerine de doku grubu uyumu olasılığı diğer kök hücre kaynaklarına göre daha yüksek orandadır. Kök hücre nakillerinde doku uyumu büyük önem taşır. Kordon kanı ve yetişkin kök hücresi dondurularak saklanır. Dondurularak saklama işlemi -196 derece sıvılaştırılmış azot içinde gerçekleşir. ONKİM, kordon ve yetişkin kanından kök hücreleri içeren çekirdekli hücreleri ayrıştırarak saklar. Ayrıştırılmış dondurulmuş hücrelerin çözülmesinde canlılık oranı çok yüksektir. Türkiye’de şimdilik öngörülen saklama süresi 15 yıldır” dedi.

Kordon kanının tedavi dışında en önemli kullanım alanının estetik olduğunu anlatan Dr. Yurtsever, şöyle konuştu:
“Kök hücrelerinin tedavi dışındaki en önemli yanı estetik ve anti-agingdir. Yaşlanmayı geciktirmek, durdurmak artık bir hayal olmaktan çıkıyor. Dünya bugünlerde bu iddiaları tartışıyor. En son buluşlar ve yapılan son deneyler gösteriyor ki, önümüzdeki 25 yıl içinde yaşlanmayı tamamen durduramasak da en azından yavaşlatmak konusunda önemli adımlar atabileceğiz. Yaşlanma değil aktif yıllanma artık gerçek oluyor. Günümüzde, daha genç ve güzel görünmek, kusursuz hatlara sahip olmak, beğenilmek, kendimize olan güvenimizi artırmak, belirgin sorunları ortadan kaldırmak artık hayal değildir. 2000’li yıllarda artık cilt dokusuyla uyum sağlayan dolgu maddeleri, kök hücreler, gençleştirici lazer, ısı ve ışık teknolojileri 21'inci yüzyıla damgasını vurmaktadır. Fibroblastlar (yüze gerginlik veren kollegen lifleri üreten hücre), yağ hücreleri, melanosit (derinin rengini veren), tüm deri hücreleri bugün laboratuvarlarda kişinin doku tipine uygun olarak kök hücrelerden dönüştürülebilmektedir.”

 

Vucut İcin En Etkili AntiDoksidanlar Dometeste  

Domatesin faydaları saymakla bitmiyor. Bu konuda her gün yeni bir çalışma yayımlanıyor. İçindeki en önemli antioksidan da likopen. Sanırım artık herkes bu kelimeye alıştı. Vücut için en etkili antioksidanlardan biri olan likopen en fazla domateste bulunur. Domates ayrıca C, A ve K vitaminin de önemli bir kaynağıdır. Yapılan çalışmalar yüksek likopen alımının kardiovasküler sağlığa olan olumlu etkilerini gösteriyor. Domates 100 gramında 22 kalori içerir. Domates aynı zamanda yüksek kolesterol seviyelerini düşürmeye yarayan, kan şekerlerini denge altında tutan ve kolon kanserine karşı koruyucu etki gösteren lifin de iyi bir kaynağıdır. 1 kâse (yaklaşık olarak 180 gram) domates tüketildiğinde günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 57,3’ü, A vitamini ihtiyacının yüzde 22,4’ünü, K vitamini ihtiyacının yüzde 17,8’ini ve lif ihtiyacının yüzde 7,9’ü karşılanmış oluyor.Bunun yanında domates; potasyum, niasin, B6 vitamini ve folatın da iyi bir kaynağıdır. Günlük potasyum ihtiyacının yüzde 11,4’ü, niasin ihtiyacının yüzde 5,6’sını, B6 vitamini ihtiyacının yüzde 7,0’si ve folat ihtiyacının yüzde 6,8’i karşılanmaktadır. Niasin; uzun yıllardır kandaki yüksek kolesterol seviyelerini düşürmek için kullanılmaktadır. Diyetin potasyum yönünden zengin olması da yüksek kan basıncını dengelemeye ve kalp krizi riskini azaltmaya yarar. B6 vitamini ve folat da, vücut için tehlike yaratabilecek kimyasalları zararsız hale getirmeye yardımcı olurlarDaha fazla likopen alabilmek için özellikle kış aylarında ketçap, domates sosu, domates suyu ve diğer domates ürünleri tercih edilebilir.İtalyan araştırmacılar, günlük 1 bardak domates suyu tüketimi ile inflamasyonun en önemli markerlarından olan TNF alfa’nın   1 ayda yüzde 35 oranında azaldığını bulmuşlardır. Oksidatif stres (hücrelerdeki serbest radikal üretimi) ve sonuç olarak   TNF alfa gibi inflamatuvar bileşenlerin güçlenmesi; ateroskleroz (damar sertliği), kardiyovasküler hastalıklar, kanser, osteoporoz ve Alzheimer dahil olmak üzere bütün kronik dejeneratif hastalıklarla bağlantılıdır.Domatesten başka; ketçap, domates salçası, domates sosu, domates püresi gibi domates ürünlerinde de bol likopen miktarda bulunur. Ayrıca kırmızı - pembe greyfurt, kuru kayısı ve karpuz da likopen bakımından zengindir. Domatesin içindeki likopenin, yağda eriyen bir besin öğesi olmasından dolayı, yağ ve ısıyla etkisi daha da artar.Domates ve domates ürünleri içeriğindeki likopen ile kan basıncını düşürücü etki gösterir.Antİkanserojen aktivite gösteren karotenoidlerden biri olan likopen, domateste bulunan vitamin A benzeri bir bileşik olup servikal, mide, meme, akciğer, rahim ve prostat kanserine karşı koruyucu etkisi yarattığı yönünde araştırmalar mevcuttur. Vücudu serbest radikallere karşı korur, antioksidan savunma sistemini güçlendirir. Beta karotene göre daha güçlü bir antioksidandır.14 ay boyunca Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmada domates ve domates ürünleri tüketiminin prostat kanserini önleyici etki gösterdiği bulunmuştur. Her gün  1 porsiyon domates veya domates ürünleri tüketmek, prostat kanserine neden olan DNA hasarını karşı koruyucu etki göstermektedir.Son yıllarda 47 bin kişi üzerinde yapılan bir başka çalışmada da domates ve ürünlerini haftada 10 porsiyon ve daha fazlasını tüketenlerde prostat kanser riskinin yüzde 35 oranında azaldığı kanıtlanmıştır. 1994 yılında İtalya’da yapılan bir araştırmada ise yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemi kanser riskini düşürdüğü bildirilmiştir.Domatesİn içeriğindeki likopen, kemik erimesi (osteoporoz) oluşumunu geciktirir ve hafifletir. Bu özellikle orta yaş ve sonrasında kadınlar için büyük önem taşımaktadır. Bu dönemde daha çok domates ve domates ürünleri tüketilmelidir. (Özellikle K vitamini içeriği nedeniyle) 1 kupa çiğ domates tüketmek kemik sağlığı için önemlidir.Lİkopen kadınlarda kalp damar hastalığı riskini azaltabilmektedir. Likopen tüketimi ve buna bağlı olarak kandaki likopen seviyesindeki artış ile ateroskleroz ile ilişkili koroner kalp damar hastalığı sıklığında azalma arasında güçlü bir ilişki vardır.Lİkopen aynı zamanda cilde de dost bir antioksidandır.

Alexandre Adler Türkiye: İhmal edilmiş müttefik 

Adler, Türkiye’yi “örnek bir ahlaki cesaret göstererek NATO’nun bir temel direği ve İsrail’in dünyadaki müttefiklerinden biri olmaya devam eden, aynı zamanda tüm elitlerinin görüş birliği içinde Avrupa inşasında yerini almak istediği bir ülke” olarak niteledi. Yazıda, Avrupa için hayati sorunlarda Türkiye’nin, “işleri kolaylaştırıcı ülke” özelliklerine haiz olduğu da ifade edildi.
Yazar, Gazze sorununun çözümünün 3 aşamadan geçtiğini belirtti: Geçişlerin açılması, Gazze’nin yeniden inşa edilerek Hamas’ın otoritesinin kuvvetlenmesi, El Fetih ile Hamas arasında uzlaşma sağlanarak barış müzakerelerinin başlaması... Adler, Türkiye’nin kendi inşaat şirketleri, sınır kapılarına konuşlanacak askeri birlikleri ve Filistinliler arası uzlaşmada ağırlığını koyması yoluyla, her 3 aşamada da etkin olabileceğine vurgu yaptı.
Öte yandan Nabucco Projesi’nin Avrupa enerji güvenliğindeki önemine vurgu yapan yazar, projenin geçerliliği için en azından Türkmen ve Kazak doğalgazının İran üzerinde taşınması gereğinin altını çizdi. Adler, bunun için İran’ın Batı’yla ilişkisinin düzelmesinin şart olduğunu, Türkiye’nin bu alanda da katkısının önemli olabileceğini belirtti.

Tekirdagda Ufak Siddetli(4.2) Bir Deprem 

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstisüsü'nün merkez üssünü Marmara Denizi olarak saptadığı deprem saat 17.58'de meydana geldi. Yerin 7.8 kilometre derinliğinde mleydana gelen gelen deprem Tekirdağ'ın yanı sıra Çorlu ve Şarköy'de de hissedildi.

Tekirdağ'da kısa süreli paniğe neden olan deprem can ve mal kaybına neden olmadı.

BBC yuzunden Gazzeye Toplanan Yardimlarda 10 Milyon Sterlin zarar(22 milyon TL) 

Anlaşma gereği, tek bir yayın kuruluşunun yardım çağrısını yayımlamayı reddetmesi halinde diğer yayın kuruluşları da ekranlarını DEC’in yardım kampanyası tanıtımına açamıyor.
Bu nedenle BBC’nin kararının ardından DEC’in yardım çağrısı diğer televizyon kanallarında da yayımlanamayacak. Bu da tahminlere göre 10 milyon sterlinlik (yaklaşık 22.6 milyon TL) maddi yardım toplanmasını engelleyecek.
İngiliz The Times gazetesine konuşan BBC yetkilileri ise, diğer bazı yayın kuruluşlarıyla birlikte alınan kararın arkasında olduklarını söyledi. Yetkililer bu karara rağmen, “Gazze’yle ilgili insani hikayeleri ekranlarına taşımaya devam edeceklerini” kaydetti.
2004 yılında İsrail tarafından Filistin yanlısı ve Yahudi karşıtı haberler yayımlamakla suçlanan BBC, Ortadoğu ile ilgili haberlerindeki tarafsızlığını gözden geçirmek amacıyla kendi içinde bir soruşturma başlatmıştı.