Kendimizde Dikkat Etmemiz Gereken Onemli Hususlar
KASLARINIZMI AZALIYOR?
660'dan fazla kasımız kendileri için bir şey yaptığımız müddetçe
yürümemizi, koşmamızı, sevmemizi ve gülmemizi sağlarlar. Aksi durumda
ise yağ dokularına dönüşürler. Bu yalnızca vücut şeklimizin bozulmasına
değil sağlığımıza zarar verir. Aslında kaslarımız en önemli metabolizma
organlarıdır. Çünkü kalori sobasıdırlar. Kaslarımız kaybolduğunda kilo
artar, osteoporoz ortaya çıkar. Kemikler yumuşar. Çünkü kemik
hücrelerini yenilenmeye tahrik eden iskelet üzerindeki aktif kasların
etkisi azalır. Yalnızca dizlerdeki artroz (kireçlenme) riski artmaz,
bundan dolayı kaslarla beraber amortisör görevi yapan eklemler de
işlevini kaybeder.
Bir sandalyeye oturun, ellerinizi
çapraz biçimde göğsünüze koyun. Şimdi mümkün olduğunca çabuk 5 kez
ayağa kalkıp otunun. Bunu 10 saniyede yapabiliyor musunuz? Mükemmel.
Eğer yapamıyorsanız kas yapınızı güçlendirmelisiniz.
Azimle antrenman yaparak kaslarınızı
güçlendirebilirsiniz. En iyisi haftada 2-3 defa fitnes merkezine
gitmeniz. Ancak insan evde de çok şey yapabilir. Örneğin bacaklar için
step yapabi-irsiniz. Bunun için evdeki merdiven bile kullanılabilir.
Azimle antrenman yaparak kaslarınızı güçlendirebilirsiniz. En iyisi
haftada 2-3 defa fitnes merkezine gitmeniz. Ancak insan evde de çok şey
yapabilir. Örneğin bacaklar için step yapabilirsiniz. Bunun için evdeki
merdiven bile kullanılabilir.
Dr. Froböse "Antrenmansız kaslar bile kendilerini bir yıl içinde iki
katı güçlendirebilirler" diyor. Çünkü kasların biyolojik bir saati
yoktur. İnsan 100 yaşında 30 yaşında birinin kaslarına sahip olabilir.
HAZIM PROBLEMİNİZMİ VAR?
Biz sürekli yeniden oluşuruz. Her bir dakikada 3 milyar vücut hücresi
ölürken, aynı zamanda bir o kadar yeni hücre oluşur. 19 senede kemikler
kendini yeniler. Deri ise kendini 2-3 haftada yeniler. Ancak bunun
koşulu tabağınızda yeterince besin maddesi ve bunları kabul edebilecek
sağlıklı bağısaklardır. Ama maalesef her iki kişiden biri hazım
problemi yaşıyor.
Vücutta hangi maddenin eksik olduğuna
bağlıdır. 160 hormonu aktif hale getiren çinkonun eksikliğinde üremede
sıkıntı olur. Yaralar geç iyileşir. C vitaminin eksikliğinde de
bağışıklık sistemi zayıflar. Kalsiyum eksikliği varsa kemikler
güçsüzleşir.
Kim sıkça kabızlıktan, barsak gazından
ve ishalden sıkıntı çekiyorsa bu, organizmanın yeterince beslenmediğini
gösterir. Aynı zamanda kötü beslenme alışkanlıkları, öğünlerde oburca
yemek, hazmı zorlaştırıp, hücrelere zarar verir.
İlk adım olarak kendinize yemek için
aman ayırın. Bir lokmayı ne kadar çok çiğnerseniz tükürük içindeki
enzimler besini o kadar iyi ayrıştırır. Posalı yiyecekler barsak
işlevini özendirir. Pastörize edilmemiş probiyotik yoğurt barsak
mukozasını korur. Prof. Frobüse "Barsak hücreleriniz, buğday filizini
çok sever. Ayrıca ihtiyacınız olan her şey içindedir" diyor.
METABOLİZMANIZ BOZUKSA
Tiroid bezi insanların merkez enerji makamıdır. Bütün metabolizmayı
uyarır. Maalesef her üç kişiden biri bu organından hastalanmaktadır ve
farkında bile değildir.
Tiroid bezinin az çalışması halinde enerji
eksikliği olur, daha çabuk üşürüz ve hareket etmek istemeyiz, kilo
alırız. Bez fazla hormon salgıladığında ise bunun tersi olur.
İştahımıza rağmen kilo kaybederiz, devamlı sinirli ve gergin oluruz.
Tedavi edilmediğinde her iki dununda da kalbimizle ilgili büyük sıkıntı
çekebiliriz.Tiroidin hem az hem de çok
çalışma¬sında tiroid bezi büyür ve guatr gelişebilir. Elinize bir ayna
alın ve gırtlakla köprücük kemiğini görecek şekilde tutun. Kafanızı
ensenizden arkaya yaslayın ve bir yudum su alın yutkunduğunuz esnada
boğazınızın altında şişlik oluyorsa bir endokrinologu ziyaret etmenizde
yarar var.
Tiroidin az çalışması iyot eksikliğine
bağlı olabilir. Bu durumda yeterince iyot alımı ve haftada 1-2 porsiyon
deniz balığı tüketimi sorunu aşmanıza yardımcı olabilir. Fazla
çalışmasında ise yapılacak tek şey ilaç kullanımı ya da cerrahidir.
ZEHİRLENİYORSAK NE YAPMALIYIZ
Genellikle görmeyiz, tadını almayız ve koklayamayız. Bunun için zararlı
maddeler yıllar boyu vücudumuzda toplanır. Özellikle en sinsi olanlar
ağır metallerdir. Prof. Ingo Froböse, "Bu ağır metaller zehir arıtma
enzimlerini bloke ederek karaciğer, böbrek, beyin ve sinir sisteminde
çoğalırlar" diyor.
Kas ağrıları, eklem iltihapları ve kronik hormon bozuklukları bu tür zehirlenme sonucunda olabilir.
Eğer dezenfektan, boya, haşere ilacı
veya buna benzer maddelerin bulunduğu ortamlarda çalışıyorsanız vücudun
zehir arıtma organları randımanlı çalışamaz. Fazla alkol tüketiminde de
aynı sorun yaşanır.
Mat saçlar, kırık el tırnakları, devamlı bitkinlik yaşanır.
Organik sebzeleri seçerseniz tarımsal
ilaç atıklarından kurtulursunuz. Günde en az 1,5 litre su içerek zehir
ve atık maddelerin taşınıp vücuttan atılmasına yardımcı olabilirsiniz.
Bizim baş zehir atma organımız karaciğerdir. Enginar kapsüllerinden
karaciğerinizi güçlendirmede yararlanabilirsiniz.
BAĞIŞIKLIK ZAYIFLADIYSA
Güçlü bir bağışıklık sistemi bütün vücudu tamir eder. Yiyici ve
öldürücü hücreler hastalıkları tetiklemek üzere organizmaya hücum
ettiğinde güçlü bağışıklığımız devreye girip saldırıyı püskürtür.
Zayıflamış bir bağışıklık sistemi bütün vücudu
güçsüzleştirir. Öyle ki kanser ve kalp krizi riskini yükseltir. Bazen
de aşırı güçlü bir savunma yani bağışıklık sistemi kendi vücudumuza
zarar verebilir. Otoümmün hastalıklardan bazıları böyle ortaya çıkar
Bunlar alerji, artrit veya diyabet olabilir.
Uykusuzluk, sigara, stres savunma
sisteminde delikler açar. Ayrıca yumurta akı bakımından fakir beslenme
bağışıklık sistemine zarar verir. Çünkü vücut proteine savunma
hücrelerinin ana maddesi olarak gereksinim duyar. Vücut savunmasının
felç olduğunun belirtisi soğuk algınlıkları, geçmek bilmeyen mantar
istilası veya herpestir.
7-8 saat uyumak gerekir. Geceleri
savunma hücreleri kendini yeniler. İyi bir kan dolaşımı da önemlidir.
İyi bir dolaşım sistemine sahipsek antikorlar hızlı şekilde
ulaşacakları yere varırlar. Sebatla yapılan jogging veya yüzme gibi
sporlar kan dolaşımını hızlandırır. Haftada 1-3 defa sauna ziyareti
savunma hücre sayısını arttırıp, aktifleştiriyor.
Hiçbir şey sağlığa serbest radikaller kadar zarar vermez. Bu saldırgan
oksijen molekülleri yalnız demiri paslandırmazlar, aynı zamanda
hücrelerimize de saldırırlar. Serbest radikaller her nefes alışımızda
tabii olarak oluşurlar. Sigara ve ultraviyole ışınlar serbest
radikallerin çoğalmasına yol açar.
Öncelikle organizmadaki onancı enzimleri yok
ederler. Sonuçta tümörlere, arterisikleroza, bunamaya sebep olurlar.
Her doku daha hızlı yaşlanır.
Eğer son zamanlarda derin
kırışıklıklardan yakınıyorsanız vücudunuzda çok sayıda serbest radikal
koşuşturuyor demektir. Hemen sigarayı bırakıp, güneşlenmeye son
vermelisiniz.
Bu saldırgan parçacıklara karsı
antioksidanlarla güçlenebilirsiniz. Bunlar vitamin C ve E, betakaroten,
selenyum ve bitki özleridir. Ana öğünlerden sonra yenen 3 porsiyon
meyve ve sebze koruyucudur. Sabırla yapılan yumuşak antrenmanlar,
kaslarda antioksidan enzimlerin sayısını yükseltir.
STRES SİZİ YİYİP BİTİRİYOR MU?
Dünya Sağlık Örgütü 21. yüzyılda sağlığa zarar veren en büyük faktörün
stres olduğuna dikkat çekiyor. Yapılması gereken ise gücünüzü harekete
geçirmektir.
Devamlı stres tansiyonu ve kan şekerini uzun
süreli yükseltir ve diyabete neden olur. Tokluk hormonu seviyesi düşer
ve sürekli yeriz. Enfeksiyon ve iltihaplar artar.
Bu stresi harekete geçiren faktörlere ve sizin verdiğiniz reaksiyonlarla ilgilidir.
Tabii en iyisi; stres faktörlerini
hayatımızdan çıkarmaktır. Ancak bu her zaman mümkün değil. Fakat bakış
açısını değiştirmek sorunu hafifletir. Zor bir dununu bir meydan okuma
nedeni olarak algılayın dünyanın sonu olarak değil. Spor, stres
hormonunu yok eder. Aynı zamanda şefkatli bir deri teması, emniyette
olma duygusu, oksitokin hormonunun dağılımını canlandırır, psikolojiyi
strese karşı korur.
Ciddi olarak hastalanmadan önce, vücudumuz değişimlere uğramaya başlar. Biz hissetmeden birbiri ardına oluşan zincirleme reaksiyonlar 10 yıl sonra sona erdiğinde, en zayıf noktamızdan hastalık olarak ortaya çıkarlar. Osteoporoz, diyabet, kalp krizi ya da kanserler işte bu sessiz değişimlerin sonucudur. Geri dönüp bakıldığında bu sonulların 7 hastalık merkezli olduğunu söyleyen Berlin Spor Yüksek Okulu profesörlerinden Dr. Froböse'ye göre; vücudun bozulan zehir arıtma düzeneği ya da evcilleştirilmemiş stres, zaman ayarlı bomba gibidir. Önemli olan bu sorunların farkına varılıp durdurulmasıdır.
